Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
YAZARLAR SAMİ EREN
12
14
16
18
29/05/2014 17:05
EFSANE - BARBAROS ROMANI
BİR BEATRİX VE ALKALE ROMANI. EFSANE.
SAMİ EREN
 
             Bir Barbaros romanı yazdığına aldanmayasın kuzen. Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk okumuştum tam çıktığı yıl 2004. Yine bir öğrencimin okuduğu kitaptı. Ben, biraz çekimserlikle alıp okumuştum. Güzeldi. Birkaç öğrenciye de önermiştim. Kuzen: abi, bir şeyler yazsan artık. Geziydi seçimdi, ortalık toz duman dedin, konsept falan, ayıp oluyor, hadi artık demeseydi başlamayacaktım. Hoş arada yine birçok kitap vardı ama, işte bitirdim. Evet, kuzen haklısın, yine bir öğrencimin elinde görmüş, a ne cici kitap demiş, ne zamandır okuyon diye üstelemiştim, isterseniz siz de okuyun dedi ve yok teşekkür ederim ben almayayım demedim, aldım. Artık okumak şart olmuştu. 
            İskender Pala, çok satan yazarlardan. Politik manevralarda bulunmayan yazarlardan. İleriki günlerde neler yazar bilmem. Popüler konuları takip ediyor ve yazıyor. Satması da ona göre. Nevzat Tarhan gibi o da çok popüler konular buluyor ve yazıyor. Satıyor da zannedersem. Ancak  birkaç gündür siyasi söylem ifade edilecek yazılar, söyleşiler irad ediyor. Sırada  İskender PALA da olabilir. Bilmem. Ben romanlarını, ama inan, kuzen hep zoraki başlamalarla okuyorum. Allah var, hoşuma gitmiyor değil ne yapayım. Tarihçiler ve Edebiyatçı arkadaşlar, çok önermeseler de okumaktan kendimi alamıyorum. Kitap mı? Güzeldi işte.
        “Akdeniz’de her kesin bir sırrı olurdu ve sırlar, öğrenilmeden de dostluklar yürütülebilirdi. Nitekim o güne kadar paylaşmadıkları sırlar ile dost kalabilmişlerdi. Conradina onun Boş ver! demesi üzerine sorduğu için mahcup bile olmuştu.” (Sy73) Birçok dostla bazı sırları paylaştığımızdan diğerlerini boş ver dediğimizden, kırılganlıklar yaşamıştım. Ne güzel yazmıştı yazar. Okuduğum satırlar, beni başka dönemlere götürdü. Ne güzel. Beatrix, güzel bir isim. İskender pala güzel isimleri buluyor ve kahramanlarına veriyor, ben ne yapayım. Beatrix ismi için almamıştım kitabı. Barbaros için almış ve okumuş olacaktım. İçinde olaylar olaylar, sırlar sırlar var. Zorlamalar, abartmalar var mı vardır mutlaka. Adı üstünde: tarihi roman. Beatrix diyordum, kaçırılan hep kaçırılan bir kız. Gerçek ismi Billure. 
             1500’lü yıllar. Tuzlu sular, adalar… altın sarısı kumlar, heykeller haritalar… gemiler gemiler. En az 5 dil bilen bir keşiş Alkale.İkisinin arasında ulaşılmaz bir aşk hikayesi. Yan hikaye gibi kurulmuş ama sonradan ana hikaye halini bile alıyor. Hayali bir kahraman ve sevdası diyebilirsiniz. Çok ta yalan olmaz. Beatrix ile rahibe arkadaşının birbirine içlerini dökebildikleri kadarını paylaşıyor satırlar. Hikayelerini öğreniyoruz. Denizdeki esir kızların hikayesi. Cenevizlilerin Cenovası. Manastır. Cenovayı anlatmış bir yerlerde. Denizden, denizcilikten başka bir şey bilmez demiş. Bir çok devletle irtibatlı bir şehir Cenova. Bilgi akışına hükmeden bir şehir. Burnu büyüklerin şehri. Abartmalar, akışkan bir dilde verilmiş. Gizli gizli efemine satırlar. Kanaviçe gibi. Kızların İskender Pala’ya ilgilerin satırların romantik bir ritim tutturması olsa gerek. Bir kanaviçe işler gibi satırlar ardı ardına geliyor. Cenovalıların zenginliğini anlatıyor: “ Akdeniz’den İstanbul Galatasına, Karadeniz içlerine, ticaret kolonileri kurduklarından zenginliklerine diyecek yoktu.” (Sy. 82)
Bir yerlerde (Sy. 86) Taxa Cameraa’dan bahsediyor: Parayla günah çıkarmadan. Libre ve soldi denilen para biriminden ve karşılığı günahlardan. Şöyle günahların karşılığı: şu kadar Libre ve soldi. Günahlar ve meblağları.
Tunus ve Sicilye arası Hayalet Gemiler, Portekizlerin İspanyolların korkusu Hayalet gemilerin nasıl hayaletleştikleri resmediliyor (Sy.94-95). İki kardeşin vasiyet sayılabilecek söyleşileri var kitapta. Akdeniz’de iki Müslüman yiğit savaşçı kardeş, dost ve düşmanlarını konuşuyor. Oruç ve Hızır Reis. 

             “ Dinle Hızır’ım sözümü kesmeden dinle! Akdeniz’de devlet olmak demek donamaya ve gemi filolarına sahip olmak demektir. Kuzey Afrika Müslümanlarının ne böyle hayalleri ne de buna dair bir idealleri vardır.  Onlar çöl bedevileri gibi yaşamayı yeğliyor, Arapların yıllar yılı ellerinde bulundurdukları denizcilik fennine dair hiçbir şey yapmıyorlar; burada bir devlet olmak sana düşüyor! Unutma, Akdeniz çevresinde yaşayan insanlarda yalnızca iki duygu vardır: Umut ve Korku. Umudu onlara sen verdiğin müddetçe, korkuyu getirenleri kovarlar. Sen Hüma kuşu olmaya bak ki, devlet getiresin. Hüma varken kimse baykuş gölgesinin altına girecek değildir. Ayrıca güçlü düşmandan zahmet görmemek için zayıf halka merhamet etmen gerekir. Devlet mal ile değil hürmet iledir; büyüklük yaş ile değil akıl iledir.” Oruç’un söylediği Hızır reis için bir KIZILELMA ülküsüydü. (Sy. 97)
             Umut aşılayan bir yazar İskender Pala. Romanda kahramanların ağzından iç açıcı cümleler söylüyor. Bir yazarımızın bizim kesimden büyük yazarlarımızdan biri kuzen, İzmir’deydi. Bir kahvehanede oturmuş, Çayını ve sıgarasını içerken rastlamıştık da, TİKA tuka, boş işler bunlar. İçi falan hikaye. Beceremiyorlar işte. Hükümet gitsin, biter bunlar diye kehanette bulunmuştu Efsane’nin yazarı ise, kim ne derse desin, hoşuma gidiyor. Güzel hikâyeler yazıyor. Romanı, tarihi yeniden kurguluyor. Ancak, umut veriyor okuyana. Güzel sonlar var sonunda. Güzel deyişler. Güzel masallar. Gökten düşen elmaları da  sahiplerine pay ediyor. Genç kuşak, tarihi, roman okumayı seviyor. Tarihçilik yapmıyor. İddialı bir cümle oldu biliyorum. İçini çok dolduramam ama her kes kendi tarihini yaşayacak. Yeni kuşakların iyisiyle kötüsüyle kendi tarihlerini yaşamasına kapı aralamak lazım diye düşünüyorum. Selamlar ederek kitaptan bazı cümleler kuzen:
            “Akdeniz’de ünü yayılmış bir korsan değilseniz, önce savaşır, savaştığınız kişinin kim olduğunu sonra öğrenirsiniz.”
            “Allah insana ömrü biçerken yıl, ay, gün hesabıyla biçmiyor, hayır. Kader defterlerimizde ömrümüz şu kadar yıl, şu                     kadar ay, şu kadar gün diye yazılmıyor. Tek kalemde şu kadar nefes diye yazılıyor.”
            “Kadınların her şeyden haberi vardır; sen haberdar olduklarını bilmesen bile.”
            “Devlet mal ile değil hüner iledir; büyüklük yaş ile değil akıl iledir.”
            “Hüner sahibinin hazinesinin anahtarı ağızdaki dilidir.”
            “Ben demek yakışmaz burada sen var iken; düşer mi söz söylemek, sevgili söylerken?”
 
Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
ZAMANSIZ, MEKÂNSIZ BİR HATIRA
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR