Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
YAZARLAR SAMİ EREN
12
14
16
18
08/07/2013 16:14
-AKLI KARIŞIKLAR İÇİN-

YA DA FİNCAN’DA KAHVE

             Ramazan ayının yaklaşmasıyla, yılda bir oruç tutanlardan özellikle genç olanları değişik bir hava etkisine alıyor. İlk birkaç gün betinin benzinin atmasıyla gün yüzüne çıkan arkadaşlar, bir kaç gün sonra gece uykularının gündüz uykularıyla yer değişikliğinden olsa gerek belki, zombi filmlerindeki, ya da yeni dönem vampir filmlerindeki tipler gibi soluk renkli, soluk-benizli oluyorlar. Katılmayabilirsiniz. Buradan böyle görünüyor, oradan farklı görünebilir. Müslümanları Müslüman olmayanlara benzetmenin kötü olduğunu da biliyorum ama aklıma geldi, benzetmeleri bir de böyle düşünün diye yazmaya çalışıyorum. Ne olur kuzen, bırak yazayım, zaten birkaç gün sonra sigara- çay eksilmesi daralacak, ne yazdığımı, birkaç yazı, ben bile hatırlayamayacağım. Ama kuzen, emin ol, iyi şeyler yazacağım bana öyle geliyor. Kimseyi bağlamaz demiyorum.

             Gezi Olayları sonrası, ortalık biraz karışıktı. Aklı karışık genç arkadaşlar, Mütevazılık bir yana benden gençler diyeyim de sen ne düzeltiyorsan düzelt. Ortalıkta, gençler, aklı karışık, dolaşmaya başlamış. Hoş, ortalık dediğin İzmir’de yeni yeni oluşmaya başlayan kahve içilen yerler, küçük küçük konuşma yapılan yerler halini aldı: kıraat-haneler.

             Her bir kahvede kıraatlar edilmeye başladı. Mukabeleye var daha. Biliyorsun modernleşme daha o şekilde olmadı. Kahvelerde küçük taburelerin olduğu mekânlarda, eskiden AKM etrafında olurdu böyle mekanlar, Atatürk Kültür Merkezi diye açılıımlanırdı, konak’ta deniz kenarına paralel Maksim aile gazinosu denilen yerin yanında dolmuş durakları vardı, onun etrafında açık hava kahvehaneleri vardı. Bazı genç arkadaşlar, orada oturur güneşin battığını görmeye çalışıP, çaylarını yudumlarlarken, kendilerini romanlarda yaşayan kahramanlardan zannederlerdi. Nerden mi biliyom? Erken kalkmak hastalık oldu mu ne; akşam ne kadar erken yatarsam yatayım sabah yedi ya da yedi buçukta ayaktayım. Zombilik bulaşıcı herhal. Hiç te sevmem zombi filmlerini, Rahmetli bir abimiz vardı, zombi-korku filmleri severdi. Korsan Cd’cilerden aldığı filmler için, o korku filmi diyordu, CD’ciyle tartışırdı. CD’ci, -Abi’m iyi takip ediyor filmleri, eleştirisini benimle paylaşırdı. Birkaç sene önce vefatından sonra hiç kimse ama hiç kimse, hadi ya korku filmi mi izlermiş rahmetli, bilmezdik. Hadi canım nereden çıkarıyorsun O, böyle şeyler yapmazdı, uyduruyorsun, hem ben geçen rüyamda gördüm, böyle filmlere karşıymış. Derlerdi ama olsun, ben sadece şurada yazıyorum paylaşıyorum bunları. Hem ne vardı kalktın gittin kuzen daha karpuz kesecektik.   

Şimdi mekânlar çoğaldı. Oturmuş birileri konuşuyor, diğerleri dinliyor modunda ortamlar var hani. İstanbul, Ankara, Erzurum, tamam Konya da böyle mekânlar çok ta, biliyorsun, İzmir daha yeni. İdare et. Abisi??? Pardon kuzen pardon karıştırdım. Aklı karışık olma moda ya bu aralar, ne yapayım etkileniyor insan.

MANŞET- SAMİ.jpg         Efendim, bu küçük küçük tabureler ve ya şark minderinin sokağa kurulmuş olduğu, küçük konuşma balonlarının yığıldığı kıraathaneler, fincanda kahve sunan yerler diye tanınır. Fincan’da kahve? Dediysem fincan’da kahve. Höpürdeterek içecekseniz ağzınız yanar. Dudaklarınız yani. Yapışıp kalanları değil ama birkaç gün dudakları acıyan kimseler gördüm. Yine mi karıştı, ama kişinin kuzeninin olması güzel. Ayar veriyor çoğu zaman. Gezi Olayları esnası ve sonrası, eğer sağlıklı ve demokrat bir ortamda, sadece çay kahve içilen ortamlarda iseniz, birilerinin gençlik kolları gibi takılmıyorsanız, öğrenci iseniz üniversite’de okuyan birde, ortadaki olayları gelenek felan değil, görünen kısmıyla değerlendiriyorsunuz.

      Haklısınız, 28 şubatı siz yaşamadınız. Ve on küsur yıldır iktidar olmak, muktedir olmak da değilse, değişim neden şimdi değilse, ne zaman? Küresel küçler, çok uluslu şirketler, mesela saros, etkileyici bir partner abd. Arkadan ilgi ve alakalarınız burslarınız, artan kredileriniz, harçlıklarınız, olması gerekendi nede olsa. Haklısınız başörtüsü problemi çözülmedi daha, hem yarın ne çözülecek ki? Bakınız Mısır’a. Hani askeri vesayet bitmişti? Hem yönetimi eleştirenlerin duruşu, neden yanlış olsun ki? İstikrar çocukları da ne demek?? Değişim neden zaman alacakmış ki? İhalelerde dönen dolaplar yalan mı? Kimi eski abilerimiz, iş-adamı, bak tırnak içinde söylüyorum, iş-adamı olmadı mı? İş-adamı, her işi yapar, ihale adamı değil mi? STK gerçekleri yarı resmi kuruluş olarak çalışmıyor mu? İsmet abi dün doğru söylüyordu diyorsunuz da, neden şimdi yanlış? Hani Milli görüşlü olmak saf duruştu? Bekaroğlu yanlış mı söylüyor? Tamam, eliaçık, çok ta olumlanan işler yapmıyor, ama sol entelijansiye hep mi yanlış? İçlerinde iyi arkadaşlar var. Adamlar, saf hakkaniyet içinde.  Evdeki yüzde elli gibi düşünmek zorunda mıyım? Ben sizin evdekilerden miyim? Eve mi kapattınız bizi?  Niye haklı olduğunuza inanayım? Suriye’yi ne kadar tanıyorsunuz? Bakın Mısır’da da çuvallanıldı. Bi bakış açısına göre, dağdakiler, geri çekilmiyo, şehre iniyo. Terör bitiyormuş, parçalanacaz diyorlar. Bunlar BOP ayaklarından değil mi? Niye? Meseleye akp penceresinden bakmak olmuyor mu? İyi ki gençlik kolları değilsiniz. O kitabı okusam ne olacak? Hem Rasim abinin yazısını niye okuyacakmışım ki? Cemaat, eleştirilerini artırırken, tamamen mi yanlış?  Değişmiş olamazlar mı? …  Sorular, sorular.

         Haklısın kuzen, araya dağlar girmiş te haberimiz yok. Tavşan da dağa küsmüş. Haklısın. Eyvallah. Haklısın. Ama’lar kullanmadan onlarla nasıl konuşacağız, konuşacak mıyız, aklı karışıklar deyip, ergen tiripleri deyip, geçecek miyiz, kalan sağlar bizim mi diyeceğiz, bilmiyorum. Daha doğrusu taşın sert olduğunu yeni anladık. Fincan’da kahve, emin ol, insanın dudağını yakıyor. Eğer biraz dinlenerek, biraz üfleyerek içirsen fincanın sıcaklığını hissedip, fincanın, porselenin ve de tabii kahvenin tadını alıyorsun. İyi de, ben dediydim, kuzen, fincanda kahveyi fincan’da pişiriyorlar. Fincan’da kahve, İzmir’de kızlarağasında içilir. Yerini mi soruyon? Hamido’nun orası. Ama güneşin battığı görünmüyor oradan.

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
--------UFUK KÜÇÜK----PİŞMANLIĞA MUŞTU---
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR