Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
YAZARLAR RIFAT TÜRKARSLAN
12
14
16
18
29/07/2013 11:23
PAVLUS HIRİSTİYANLIĞI

Kitap giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmını, mektupların yer aldığı ve bu mektupların sahih olarak kabul edilenler ile sahihliği tartışmalı olanlar temel başlıkları altında incelemiştir. Pavlus’un hayatı ve Hıristiyanlık anlayışını konu edinen bu çalışmanın konuya ilişkin kaynaklarında daha çok Pavlus’un kendi yazdığı mektuplar, en eski kaynaklar olarak kabul edilmiştir. Bu mektuplar içerisinde ise de sahih kabul edilenler kullanılmıştır.

Mektuplara gelince, yakın zamanda yapılan çalışmalarda sahih kabul edilen mektuplar şunlardır: Selaniklilere I.Mektup, Galatyalılar’a Mektup, Filipelilere’e Mektup, Korintliler’e I.-II. Mektup, Romalılar’a Mektup ve Filimuna Mektup’tan oluşmaktadır. Mesafelerin uzaklığından dolayı cemaatlere, yazanının maksadını açıklamak amacıyla kaleme alınmış yazılardır. Bu mektuplar belli zaman ve belli bir mekan dikkate alınarak yazılmıştır. Hitap ettiği kitle de dikkate alınarak yazılmıştır. Mektupların isimleri, yazıldıkları yerlerin isimlerini taşımıştır. Pavlus mektupları yanlış anlamları gidermek, bir takım gruplara bilgi vermek ya da onları uyarmak, kendisi ve onlar hakkında ileri sürülen soruları yanıtlamak amacıyla yazmıştır. Pavlus’un mektupları 90-100 arasında toplanmıştır. Bu mektuplarda Pavlus hakkında her şeyin olduğunu söylemek mümkün değildir. Çünkü mektuplar belli bir amaca yönelik yazılmıştır. Pavlus’un bütün bilgi birikimini bu mektuplardan çıkarmak mümkün değildir.

Birinci bölüm Pavlus’un hayatı ve misyonerlik faaliyetline ayrılmıştır. Pavlus'un hayatı hakkında Luka’nın kaleme aldığı Elçilerin işleri ve kendi mektuplarında yer alan bilgiler dışında hiçbir bilgi yoktur. Mektubundaki ifadesine göre Pavlus, doğum yeri, Yunan toprağı olan Kilikya’nın başşehri Tarsus’tur. Doğum tarihi ile ilgili bilgiler tartışmalı olsa da, İsa’nın doğum tarihine yakın bir tarih (MÖ. 8-7) kabul edilmektedir.

Pavlus beş-altı yaşından itibaren, eğitimin tamamının kutsal metin üzerine olduğu Yahudi okuluna gönderildi. Eski Ahit’e dair iyi bir bilgi birikimine sahip oldu. Erken dönemde Kudüs’e gelmiş ve Gamelyel’in gözetimi altında eğitimini tamamlamıştır. Düşünen bir yapıya sahipti ve doğuştan getirdiği bu yeteneklerini eğitimle de geliştirmişti. Dönemin tüm eğitim imkânlarından faydalanmıştır. Katı bir Yahudi olarak yetiştirilmiş ve bu özelliğinden dolayı da övünürdü. “İbraniden doğmuş İbraniyim” ifadesinden İbraniceyi konuşacak seviyede yetiştirildiğini anlamak mümkün.

Pavlus, kendisini Yahudilikten ayrılmış biri olarak değil, diğer milletlere elçi olarak görevlendirilen bir Yahudi olarak görüyordu. Pavlus Hıristiyan oluşunun nerede ve ne zaman ortaya çıktığına dair herhangi bir bilgi vermez. Yaşamış olduğu zihinsel dönüşümü Şam yolunda gerçekleştiğine yönelik bilgiyi Luka’nın kaleme aldığı Elçilerin İşleri’ne dayanır. Hıristiyan oluşu Şam’a yakın bir yerde gerçekleşir. Pavlus, hayata bakışını ve onun bir yansıması olan din anlayışını da belirleyecek esas temalardan biri olan Tanrı’nın lütfünü, Şam olayında hissetmeye başlamıştır. Çünkü kendisinin hiçbir çabası olmamasına rağmen Tanrı’nın kendisini seçmesini ancak bu şekilde açıklayabilmektedir. Pavlus üç sefer misyonerlik seyahatlerine çıkmıştır. Efes’te, Konya’da, Antalya’da, Antakya’da, Kudüs’de Yahudi havralarına giderek konuşmalar yapmıştır.

Pavlus Kudüs’te yaşanan bir karmaşanın arkasından linç edilmekten, Romalılar tarafından tutuklanmayla kurtuldu. Yahudilerin, yargılanmasında baskı yapmalarından

korktuğundan Roma vatandaşı olması sebebiyle, Sezar’ın önünde yargılanmayı istedi. İsteği kabul edilerek yargılanmak üzere Roma’ya gönderildi. Neron’un mahkemesi onu ölüme mahkûm etti ve idam edildi. (ö. 64-65)

Kitabın ikinci bölümünü, Pavlus’un öğretisinin ana çizgilerine ayırmıştır. Bu öğretilerini ana hatlarıyla ele alalım.

a) İman Anlayışı: İman Tanrı tarafından atılan ilk adıma insanın bireysel cevabıdır. İbrahim’in yaptığı gibi Tanrı’nın vaatlerine güvenmektir. Bu yüzden de, iman tanrısal bir hitabın kabulü anlamında her şeyden önce bireysel bir karardır. Yalnızca bir insan faaliyeti değildir; Tanrı’nın gücüne dayanır, kaynağı tanrısaldır. İman, yalnızca Tanrı’nın ve Mesih’in sözüne aklın ulaşması değil, insanı bütünüyle Mesih’e itaatkâr hale getirmek için, düşünceyi mahkûm eden bütün bir yön değişimidir. İman gayretle elde edilen bir şey değildir, o bir lütuftur. Tanrı istediği kişiye istediği kadar verebilir. Mesih vasıtasıyla insanın Tanrı’yla birleşmesini sağlayan iman, en mükemmel şekilde Mesih’le birleşmedir. İman, insanlık tarihinde Mesih’in Rabbliğinin farklı oluşunun farkında olmaktır. Bu farkındalık, Pavlus’un ifadesinin “ ve artık ben yaşamıyorum, fakat Mesih bende yaşıyor ve şimdi bedende yaşadığım hayatı, beni seven ve benim uğruma kendisini teslim eden Tanrı’nın Oğlu’na olan imanla yaşıyorum.

b) İncil Anlayışı: Pavlus’un İncil anlayışının şekillenmesinde, miras aldığı Hıristiyan gelenek kadar, İsrail’in eskatolojik yenilenmesini arzulayan metinlerin etkisinin olduğu da açıktır. Pavlus İncil’in evrensel olduğunu düşünür ve kendisini de yeni bir din kurucusu olarak görmez. İbrani kutsal metinlerin Mesih’de kemale erdiğini de düşünür. Yeni bir kutsal metin, ilk Hıristiyanlar için olduğu kadar, Pavlus için de düşünülemez. Bu yüzden de Yeni Ahit’ten ziyade, kutsal metinlerin çarmıha gerilmiş Mesih’in yaptıklarının uygun bir yorumunu takdim eder. Yani, Pavlus’un İncili Tanrı’nın kutsal metinlerde peygamberi vasıtasıyla önceden vaat ettiği oğlu ile ilgili olan İncil’dir. Ayrıca Pavlus, “Benim İncilim” dediği İncil’den bahseder. Ancak, var olan İncillerden birini değil, içeriği bizatihi kendisi tarafından doldurulan ona has bir incili tebliğ ettiğini “benim incilim” ifadesiyle dile getirir.

c) Havarilik Anlayışı: Havariliğin kendisiyle başlamadığını, ondan önce havarilerin olduğunu Pavlus mektuplarında ifade eder. Orada, onikilerin yanı sıra başka havarilerden de bahseder. Pavlus havari kelimesini Yahudilikteki kullanımına uygun olarak hem teknik hem de dini anlamda kullanır. Dini anlamda havariler, Rabb’i görenlerdir. Ancak bunların sayıları sınırlıdır. Bu türden havarilerin sonuncusu Pavlus’tur. Onikiler, dini anlamada havariliğin zirvesini teşkil ederler. Mesih’in dünyevi hayatında ona eşlik etmişler ve dirilen Mesih’in yeni cemaatinin temeli işlevini görmüşlerdir. Bu yüzden de havarilerin Pavlus’un nazarında büyük bir değeri vardır. Hıristiyanlar arasındaki hiyerarşinin zirvesini oluşturan havarileri, Tanrı da görev dağılımında ilk olarak zikreder.

d) Tanrı Anlayışı (Teolojisi): Pavlus Hıristiyan olmakla yeni bir Tanrı doktrini değil, Tanrı’ya ait yeni bir konum bulur. Onun yeni Tanrı anlayışında enkarnasyon ve Ruhun lütfu dışında, önceki inancına eklenecek fazla bir şey yoktur. Yeni vahiy hala eski vahiy tarzında ve hala Tanrı’nın kurtarıcılık hedefini gerçekleştirmek maksadıyla gelmektedir. Pavlus Hıristiyan olduktan sonra da Yahudi olmayı sürdürmüştür. O İsrail’in bir parçası olmaktan asla vazgeçmemiştir. Tanrı’sı, insanlığın kurtuluşu için yeni bir plan yapan, bunu vahyeden ve Oğlu’nda bu planı gerçekleştirendir. Bu Tanrı, Pavlus’un Ferisi iken de tapındığı Eski Ahit’in Tanrı’sıdır. Tanrı’nın varlığını tartışmayan Pavlus, Tanrı bilgisi, beşeri bir çabanın bir sonucu değil, Tanrı’nın insana olan ilgisinin bir sonucudur. Bu yüzden vurgu, insanın Tanrı’yı bilmesinden ziyade, Tanrı’nın insanı bilmesine kayar. Tanrı sever, merhamet sahibidir, öfkelenmeyi gerektirecek bir şey olduğu zaman öfkeli ve kıskançtır. Rabb’ın bizim gibi bir bedeni vardır ve bizimki Kutsal Ruh’un mabedidir. Tanrı babadır. Tanrı, Mesih’in babasıdır; o da O’nun oğlu. Tanrı, bütün Hıristiyanların babasıdır; Hıristiyanlar evlatlık edinme suretiyle O’nun oğulları olmuşlardır. O, hem Ruh’u hem de Oğul’u gönderen Babadır. Mesih Tanrı’nındır. Baba onun tanrısı ve onun başıdır ve Tanrı’nın her zaman kutsadığı olmakla birlikte o, sadece Tanrı’yla olan biridir.

e) İsa Anlayışı (Kristolojisi): Pavlus’un din anlayışının temelini İsa anlayışı, yani diriliş sonrası Rab ilan edilen Rab İsa Mesih oluşturmaktadır. Dirilen Rab İsa Mesih’in kabulü, kurtuluşun yani Pavlus’un Hıristiyanlık anlayışının biricik şartıdır. Bununla Hıristiyan olunur, kurtuluş gerçekleşir ya da Hıristiyan olunmaz ve geçmiş kölelik devam eder. Mesih kavramı, Davut soyundan olan ve “Davut Oğlu” diye isimlendirilen kimse için kullanılır. Pavlus’da Mesih, İsa’nın ikinci bir ismi haline gelmiştir. İsa’yı ifade etmek için, “Mesih, İsa Mesih, Mesih İsa, Rab İsa Mesih, Rabbimiz İsa Mesih” şeklinde olmak üzere Pavlus tarafından çok yoğun bir şekilde kullanılır.

İnsanları günahın hâkimiyetinden kurtaran Pavlus’un Mesih’i, hem insan hem de insanüstü olan ama Tanrı olmayan ancak, Tanrı Oğlu olan bir şahıstır. Pavlus için Mesih, önce Tanrısal bir özü olan, sonra insan olan ve öldükten sonra dirilen ve Rab olan bir özelliğe sahiptir. Adem’le dünyaya ve insan hayatına giren günaha kefaret olarak, Tanrı Oğlu’nu bu kefareti ödemek için insan benzeyişinde yeryüzüne gönderir. Tanrı Oğlu Yasa altında doğar ve haçta ölmeye razı olur. Ölen İsa Mesih, ölüler arasından dirilir ve Tanrı tarafından kendisine Rab sıfatı verilir. Mesih’de ve Ruh’da olmak şeklinde ifade edilen Tanrı’yla barışık olan, günahın ve şer güçlerin hâkimiyetin ortadan kaldırıldığı yeni bir varlık türüne geçilir. Bu geçiş ise Mesih’in yaptıklarına katılmakla olur. Günahtan tam kurtuluş için yine dünyanın sonuna doğru İsa Mesih’in ikinci gelişiyle, yeryüzündeki hâkimiyetin onun ayaklarının altına serilmesiyle gerçekleşecek olmasıdır. Mesih’in bu ikinci gelişiyle, eskatolojik son başlamış olacak, ölüler dirilecek ve Mesih yargı kürsüsünde insanları yargılayacaktır.

Bugünkü Hıristiyanlığı anlamada İsa ne kadar önemli ise de; Hıristiyanlığın günümüze aktarılmasında önemli bir yere sahip olan Pavlus’u anlamak bir o kadar önemlidir. Onun yorumları olmadan evrensel bir Hıristiyanlıktan ve Yahudilikten sıyrılan bir yeni sistematik dinden bahsedilemezdi. Hıristiyanlığın inanç esaslarını ve uygulamalarını anlamlandırmak da yine Pavlus’un yorumları sayesinde gerçekleşmiştir. Nasıl İsa Mesih olmaksızın Hıristiyanlıktan söz edilemezse, Pavlus’un yorumları anlaşılmadan bugünkü Hıristiyanlık anlaşılamaz.

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
--------UFUK KÜÇÜK----PİŞMANLIĞA MUŞTU---
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR