Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» ---HÜSEYİN ARSLAN---FELÂKET Mİ İSTİYORSUN, BİR TUTAM FEN VE TEKNOLOJİ
08 Mayıs 2015 Cuma 22:00
12
14
16
18

“…bütün bir gençlik dimağının ateşlerini matematik ve fizik formüllerini ezberletmekle söndüren ve bunların yanında bir masal tarihi, bir sözde inkılap felsefesi ve bir sürü şarap ve oğlan beyitleriyle iradesiz, mecalsiz ve şaşkın bırakan terbiyeye veda etmeliyiz. Bu, bütün bir memleket meselesidir. İnkılâp buradan başlayacaktır.” (Nurettin Topçu - İslam ve İnsan)

 

FELÂKET Mİ İSTİYORSUN, BİR TUTAM FEN VE TEKNOLOJİ -

HÜSEYİN ARSLAN

 

-"Ama ben yan etkileri severim."

-"Biz sevmeyiz," dedi Denetçi. "Biz her şeyi keyifli yapmayı yeğleriz."

-"Ben keyif aramıyorum. Tanrı'yı istiyorum, şiir istiyorum, gerçek tehlike istiyorum, özgürlük istiyorum, iyilik istiyorum. Günah istiyorum."

-"Aslında," dedi Mustafa Mond, "siz mutsuz olma hakkını istiyorsunuz."

-"Öyle olsun," dedi Vahşi meydan okurcasına, "mutsuz olma hakkını istiyorum." (Aldoux Huxley- Cesur Yeni Dünya)

      Huxley’nin Cesur Yeni Dünya’sını, yıllardır  lise son sınıftaki öğrencilere ama özellikle mühendislik okumak isteyen öğrencilere mutlakâ okumalarını tavsiye ediyorum. Ben üniversite yıllarında okuduğumda, yorganı kafama çektiğimi hatırlıyorum.

      Yıllardır (bir-iki yüzyıldır) bizi geçen milletleri (ne demekse) bir an önce yakalama adına, fen ve teknik bilimlerin bilinçsizce tahsiline kapı aralandı ve tabii ki sosyal bilimler “zekâ yeteneği gelişmemiş” bireylerin tahsil alanı olarak görüldü bu ülkede. Oysa kadîm eğitim-öğretim anlayışımızda sosyal bilimler, fen ve teknik bilimlerin ilk adımı ve doğru bir şekilde duracağı zeminin de adı hükmündeydi. Bunun değişmesi, şüphesiz XVIII. Yüzyılda başladı. Askerî yenilgilerin düşünme ve idrak yeteneğimizi de alt üst ettiği o dönemde, panzehirini henüz tam anlamıyla geliştiremediğimiz o meş’um virüs bize yine garbdan esti geldi.

      XVIII. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı devletinde çeşitli hizmetlerde bulunan Baron de Tott, Fransa’da katıldığı bir cemiyette alay ederek şu hadiseyi anlatır: “İstanbul’da bir medrese öğrencisine, ‘Bir üçgenin iç açılarının toplamı kaçtır’ diye sordum. O da ‘Üçgenine göre değişir’ diye cevap verdi.” Fransa’da gülüşmelere yol açan ve komik gelen bu ifade aslında doğru bir ifadedir.. Üçgenin iç açıları, iç bükey bir üçgende yüz seksen dereceden küçük, dış bükey bir üçgende yüz seksen dereceden büyüktür. Tott’un yaşadığı çağda Avrupa bilimi Öklid dışı geometrilerden haberdar değilken, İslam medeniyetinde küresel trigonometri kurulmuştu. Biraz bilim tarihi ile meşgul olanlar, bundan daha fazlasını müşahede edeceklerdir kuşkusuz.

      Daha da ilginci araştırmacılar, son üçyüz yıldır savaş teknolojisindeki gelişmelerin hep, daha kısa sürede daha fazla insan öldürmeye dolayısıyla “insanlığı” öldürmeye  ayarlı olduğunu da fark edeceklerdir. Keşf-i Kadîm üzerine yazdıkları ile tanıdığımız Dücane CÜNDİOĞLU, “Sayıların ve miktarların ahlâkı olmaz. Sayma ve ölçme işlemlerinde ahlâkın, izzet-i nefsin, haysiyet ve şahsiyetin esamesi okunmaz. Dolayısıyla ahlakî değerler hesaptan türemez, türemedikleri için de sayma ve ölçmenin konusu olamazlar.(1) demektedir.

      Ahlâkı bir bilinç merkezi olarak görürsek, insanlığın son üç-dört yüzyılı, bu bilinç merkezini bırakın yerinden saptırmasını, adetâ yok etti. Neticede hem doğru hesaplayıp hem de doğru düşünmek için, sosyal bilimler ile fen ve teknik bilimler konusundaki mevcut anlayışımızı tersyüz etmek durumundayız. Tabii ki sadece yerlerini değiştirmek en basit şekliyle aldatıcı olur. Yapılması gereken bir tefekkür ve idrak anlayışını, güzel ahlak ilkesi ile donatarak,  Allah’ın içimize yerleştirdiği fıtratı, buna sıçrama yaptırsın diye yolladığı vahiy ve peygamber kanatlarıyla uçurmaktır. Birini diğerine kurban ettiğinizde yine başa dönersiniz. Görüldüğü üzere bunu da doğru yapabilmek için biraz, fen ve teknolojinin (kısaca hesaplamanın) sınırlayıcılığından kendinizi kurtarmanız gerekir.

      Durumu biraz daha basitleştirmek gerekirse; ellerinden teknolojik aletlerin düşmediği çocuklarımızın, her geçen gün güzel ahlaktan daha az beslendiği, mevcut beslenmenin de yine teknolojinin müsaade ettiği ölçüde daha da ahlaken kaabiliyetsizleştiğini gördüğümüzü söyleyebiliriz. Bilgisayar, tablet ve akıllı(!) telefonlardaki oyun ve eğlencenin çok basit bir zeka ile bile oynanabildiğini fark etmek konuyu daha anlaşılır kılacaktır. Muhayyilenizi çalıştırmaya gerek yoktur bunları oynayabilmek için, sadece görmeniz yeter ekranı. O an dünyanız o ekran kadardır zira. Hayal etmediğiniz ölçüde başarırsınız bu oyunları ve zekanız devredışı kalmaktadır. İtaat eden bir zekadır oynayan zeka. Oyunların bir sonraki aşamasına geçersiniz ama zekanıza hâlâ dokunulmamıştır. Çünkü muhayyileniz değil sadece gözünüz çalışmaktadır. Aynı çocuklarımızın, ince ama kendilerine tefekkür ve idrak sıçraması yaptıracak kitapları okumak konusundaki isteksizliklerini (hadi bu anlaşılabilir) ve zor belâ okuduktan sonra “bir şey anlamadıklarını” ifade ettiklerinde olayın vehâmetini kolayca kavrayabiliriz.

 Peki ne yapmalı sorusuna, inadına tefekkür, inadına idrak yaşatacak zihnî faaliyetler diyeceğiz. Göze değil gönle, tekniğe değil Tanrı’ya yakın olma bilincini yakalama diyeceğiz tabii ki. Yâni “mutsuz olma hakkı, en önemli hakkımızdır” bilincine kavuşana kadar mücadele biricik gâyemiz olmalı dersek umarım “haddimizi” aşmıyoruzdur.

Selam ile…

 

(1)     Dücane CÜNDİOĞLU - DOĞRU HESAPLIYORSUNUZ AMA YANLIŞ DÜŞÜNÜYORSUNUZ- Yeni Şafak 15 Mart 2003


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
ZAMANSIZ, MEKÂNSIZ BİR HATIRA
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR