Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» YAKUP GÜZEL - GURBETTE AKLIM’A VE GÖNLÜME DÜŞTÜNÜZ
04 Aralık 2013 Çarşamba 16:00
12
14
16
18

Y.jpgSabah çok erken bir saatte uyandım. Pek çok uyuma denememe rağmen uyuyamadım ve saat altı sularında kalktım. Rutin okul hazırlıklarını yaparken birden nasıl olduğunu gerçekten bilmiyorum, hakikaten aklıma düştünüz. Sevgili-Ağabey ve Sevgili Gardaş dostlarım sizleri düşünmeye başladım. Daha doğrusu düşünmenin ötesinde aslında sizleri hissettim ve yaşadım. Çok uzun süre sizlerden ayrı kaldığımı, sizleri çok ama çok özlediğimi fark ettim. Zaman içinde özlemim; ben farkında olmadan, ilmek ilmek kalbime dokunmuş da ben anlayamamışım. Sonbaharın son demlerinde olmamıza rağmen, sıra dışı bir yumuşaklıktaki havada, alacakaranlığın ortasında okula doğru yürürken, gözlerimden bir sicim gibi süzülen yaşlara engel olamadım, olmak da istemedim. Hiç kimseden utanmadan, en ufak bir mahcubiyet duymadan gözyaşlarımla, kelimenin tam anlamıyla hüngür hüngür, hem ağladım hem yürüdüm. Ağladıkça rahatlayan bir ruhla o kadar huzur dolu idim ki, o kadar seri bir şekilde yürüyordum ki,  adeta su üzerinde gidiyor gibiydim.

Şehrin gürültüsüne karışan, ancak benim duyabildiğim iniltilerimden o kadar mutlu oldum ki şimdi bunları size anlatırken hangi kelimeleri seçeceğimi bilememenin acizliğini yaşıyorum. Yaşadığım son derece sıra dışı ve özel bir tecrübeydi. Bu tecrübeyi ancak çok seven ve çok özleyen bir kalpten başkası yaşayamazdı. Sevgili dostlarımı ne kadar çok özlediğimi bu tecrübeyle öğrenmiş oldum.

Yürürken birden İzmir’e geri döndüm. Zamanı geriye sardım ve yeniden yaşadığım mekânlara, zamanlara döndüm. İnanın bu hiçte zor olmadı. Bu kadar kolay olacağını ben de bilmiyordum. Ancak sizlerle anlamlı olan yerleri, sizleri, sizlerle yaşadıklarımı o kadar hızlı hatırlayabilmek beni çok şaşırttı. Bu, hani, bir mecliste sohbet ederken, “ben falan yerdeyken” diye başlayan bilgi, anı merkezli bir hatırlama değildi. Hayalimde canlandınız. Sizlerle o doyumsuz, unutulmaz sohbetlere daldım. Her birinize söyleyeceğim o kadar çok şey vardı ki!..

Kemeraltının kıvrımlı, kalabalık, daracık gürültülü sokaklarında yürürkenki halimizi, acıktığımızda aldığımız ve kocaman kocaman lokmalar halinde yediğimiz, paylaştığımız gevreğimizi, bir köşede, kuytuda oturup içtiğimiz çayları, arkasından sonu gelmez sigaralarla devam edip giden muhabbetlerimizi, kısaca aklıma düşen her halimizi yaşadım.

Sizlerden yüzlerce kilometrelerce uzakta olduğumu bilmeme rağmen, bugün bana hiç uzak olmadınız. Bugün okula birlikte gittik. Birlikte yürüdük. Sizlerle olduğumu bilmek, uzun zamandır yaşadığım, derin yalnızlığımı bana yeniden hatırlattı. Ancak sizlerle “anlamlı” bir var oluşa sahip olabildiğimi idrak ettim. İnsanın en büyük ihtiyaçlarından birinin anlaşılmak ve takdir edilmek olduğunu daha iyi kavradım. Zira beni anlayan, bilen, tanıyan ve seven sizlerle “ben” varmışım. Mutlak yalnızlığımın uzun zamandır bilincindeydim. Ancak sizlerin sevgisi ve ilgisi, bu yalnızlığımı ve anlaşılma beklentimi tatmin etmekteydi. Şimdi ise buna çok ihtiyacımın olduğunu bir kez daha fark ediyorum.

Yürürken sizlere yazacağım, söyleyeceğim o kadar çok şey aklıma geldi ki, hepsini nasıl ne zaman yazarım diye endişe duydum. Ancak şimdi o an aklıma gelenlerin pek çoğu uçup gittiler. Zaman içinde dalgaların vurmasıyla aşınan kayalar gibi, içimde tarif edilemez ve doldurulamaz boşluklar ve oyuklar meydana geldiğini anladım. 

Gurbetin ne olduğunu, vuslat özleminin nasıl bir şey olduğunu bir kez daha yaşadım ve düşündüm. Sevdiklerimden ayrı geçen zamanımın boş bir zaman olduğunu daha iyi kavradım. Sevdiklerimden ayrı düşmeme sebep olan dünyanın, dünyevi hedeflerin de ne kadar önemli olabileceklerini düşündüm bir kere daha.

Dostlarla geçirilen zamanın çok değerli ve anlamlı olduğunu onlar olmadığında insan daha iyi anlıyormuş. Dostların ve dostlukların kıymetini bilmek gerektiğini, içimde duyduğum özlem, ruhumdaki yalnızlık, bedenimdeki soğukluktan anladım.

Benim için en güzel şey sizleri hala çok seviyor ve düşünüyor olduğumu bilmek oldu. Bu sevgiyi yaratan Allah’a şükretmeliyim. Kalbim ve kalbimin sesi olan gözyaşlarımdan memnun oldum. Büzülen dudaklarım, titreyen sesim, incinen ruhum bana geçmişte sizlerle çok güzel unutulmaz şeyler yaşadığımı anımsattı. Açken yenen gevrek, üşümüşken içilen sıcacık çay gibiydiniz. Abi- gardaşım- kardeşim! diye ruhumla inledim durdum. İnleye inleye sızlaya sızlaya yürüdüm. Yürüdükçe yürümek istedim. O kadar açıldım ki inanın anlatamam.  Yol hiç bitmesin istedim. Kendimi herkesten ayrı ve çok müstesna biri olarak algıladım.

Y2.jpgRuhlarımızın, hayatlarımızın birbirine bu kadar karıştığını, sızdığını, girdiğini bilmiyordum. Çok şey yaşamış ve paylaşmıştık. Şimdi geriye dönüp düşündüğümde, yaşadıklarımızı anlamlı ve değerli kılan şeyin “samimiyet” olduğunu, karşılıksız sevgi olduğunu daha iyi idrak ediyorum. Allah için sevmenin ; -yani dünyevi menfaatleri hesaba katmadan katışıksız kalpten sevginin-, bizim en değerli paylaşımımız olduğunu hissettim. Ama biliyorsunuz, aramıza dünya girdi. Dünya; hemen şimdi en ‘yakınımızda’ ve ‘aciliyeti’ olan, bize var oluşumuzun anlamını unutturan, geçici ve sonu gelmez hedeflerle sarıp sarmalayan ve en önemlisi de sizi bana unutturmaya çalışan dünya. Bugün işte bu dünya bir anda buharlaştı ve adeta yok oldu. Yalnız sizler ve ben vardık. Cennettekiler kadar huzurluydum sizlerle.

Sevgili dostlarım; sizler bu yazdıklarımdan neler hisseder, neler düşünürsünüz bilemiyorum. Ancak ben, okuduklarınızın kalbimin eseri olduğunu, aslında dilime iş düşmediğini, her sözcüğün ruhumdan yaşanarak çıktığını bilmenizi istiyorum. Bugün yazılması ve sizlere haber verilmesi gereken tek şey yaşadığım özel bir tecrübe ve o tecrübenin hissettirdikleriydi.  Yaşadıklarımı anlatmakta ne kadar başarılı oldum doğrusu bilemiyorum. Aslında bu çok da önemli değil şu anda. Önemli olan yaşamam, hissetmem ve  düşünmemdi.

Hayatta her şeyin ancak bir kere yaşanabileceğini bilenlerdenim. Biliyor musunuz, ben bir kere daha bunun gibi bir tecrübeyi yaşamayı çok istiyorum. Hani çok güzel bir rüyanın ortasında uyanırsınız da, tekrar uykuya dalarak kaldığınız yerden devam etmek isteğiniz olur; rüyanın tadı damağınızda kalır ya bir süre. İşte ben aynen bunu yaşadım. Bir gün kaldığım yerden devam etmeyi hayal ediyorum. Özlemimin bitmemesinden, sevgimin var olmasından duyduğum memnuniyet yüzümü aydınlatıyor, ruhumu hafifletiyor. Biliyorum çok uzattım ve tekrarlara düştüm. Ancak bu yazının tam bir ilahi ilhamla yazıldığından emin olun. Ne olur çok uzaklarda sizlerden ayrı yalnızlığıyla baş etmeye çalışan bu kardeşinizin anlatımdaki kusurlarını imla kurallarına başvurmadan tolere ediverin. Yazarken dahi tutamadığım göz yaşlarımla ıslanan gözümün önüne yaşlardan inen perde ve  kan çanağına dönen kızarmış gözlerle, titreyen parmaklarımla, kıvranan ruhumla, ısınan kalbimle sizlere buradan, ıssız çölün ortasından bütün ruhumla sesleniyorum. Sizleri seviyorum. Kalın sağlıcakla, selametle, muhabbetle…

                                                                                                                      


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
ZAMANSIZ, MEKÂNSIZ BİR HATIRA
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR