Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» ŞEYDA ŞAHİN - TITANIC
06 Haziran 2013 Perşembe 11:00
12
14
16
18

        Dünyanın en büyük kehanetlerinden birisinin sahibi Morgan Robertson; Amerikalıydı, 1861´de doğdu, gençken denizcilik yaptı, sonra ise bir elmas eksperi oldu ve New York´da kuyumculuk yaptı. Sonra Kipling´in bir öyküsünü okudu ve yazar olmaya karar verdi. Yazdığı öyküler iyi para getiriyordu. Artık yazmak kazançlı ve kolay geliyordu ona. Yeni bir öykü yazmayı planladı ama bu sefer uzun öykü olacaktı. Hayali: Titan kazası.

        Dev bir yolcu gemisini hayal etti. Gençken yaptığı denizcilik sebebiyle bilgiliydi. Bu,  dünyanın en lüks gemisinin güzergâhı İngiltere'den Amerika'yaydı. Öykünün kahramanlarının aşk hikayesinin anlatılacağı, içinde kahramanların da bilmediği, beklenmedik bir sürprizle karşılaşacaklar ve bir deniz kazası ile batmayan bu lüks gemi okyanusun derinliklerine yollanacaktı.

        Robertson'un teması, ilerleyişi, tüm ayrıntıları hatta eylem ve ünlemleriyle yazılmış, para kazanmak için yazılan bu uzun öykü tamamıyla gerçekleşti. Bunu kim tahmin edebilirdi ki?

        ''Titan''ın batış sahnesinde buz dağının çarptığı yer, subayların eylemleri, makine dairesinde olanlar ve bu muhteşem betimlenmiş geminin okyanusa gömülme vakti -geçen süre- tam tamına gerçekleşti.

        Robertson 1898 yılında öyküsünü küçük bir kitap olarak yayınladı. Kitap onu çok daha sonra ölümsüz yapacaktı, dünyanın en çarpıcı ve en dehşet verici kehanetini yazmıştı ama sonuç yayınlandığı dönemde beklenen ilgiyi görmedi. Robertson'un umutlarını yıktığını ve onu oldukça üzdüğünü söyleyebiliriz. Tıpkı şimdi paha biçilmez tablolar, içinde yeni yeni çözülebilen sırlarla dolu resimler gibi. Değerleri öldükten sonra bilinen sanatçılar gibi...

        Aradan 14 yıl geçti ve başka bir zamanda, başka bir gemi, asla batmaz denen dünyanın en lüks ve en büyük yolcu gemisi Titanik, İngiltere’nin Southampton limanından yeni dünyaya doğru denize açıldı. Sonra, 1912 yılında 14 Nisan´ı, 15 Nisan´a bağlayan gecede sisler arasından birden ortaya çıkan bir buzdağı batmaz denen Titanik’in katili olacaktı. 

        Romanda batış sahnesi aynen gerçekleşti. Titan adlı gemi yine aynı limandan (Southampton'dan) yola çıktı. Romandaki gemi ile, Titanik arasında sadece 4 metre fark vardı. Titan 248 metre, Titanik 252 metreydi. Dev Titan, New Foundland yakınında; Kuzey Atlantik´ de bir buzdağına çarparak battı ; Talihsiz Titanik de 14 yıl sonra aynı koordinatta, aynen romandaki benzeri gibi bir buzdağına çarparak okyanusa gömüldü. Ve her iki gemide de; yeterince cankurtan filikası yoktu; Titan'da

24 filika bulunduğunu yazıyordu; Titanik´de ise 22 filika vardı ve bu yüzden can kaybı büyük oldu.Gerçek kazanın sonucunda 1513 yolcu boğularak öldü ve kayboldu. Aynen 14 yıl önceki romanda yazıldığı gibi... Titan´da ise 1500 kişi ölüyordu. Her iki gemi de 3000 kişilikti ve Titanik´e 2224 kişi binmişti. Yakın tarihlerde belgelerle ortaya bazı yazılar çıkmış ve gerçek Titanic Kazası'nda ölenlerin arasında Türkler'in de bulunduğu söylenmişti. Büyük yolcu gemisinde Türklerin içinde sayıca fazla olduğu da belirtiliyordu.

        Hikâyede gemi 70.000 ton ağırlığında yazmıştı; gerçek Titanik ise 66.000 tondu. Bu kadar benzerlik yazarın gerçek kaza sırasında hayatta olmasına rağmen farkedilemedi. Morgan Robertson başarılı olamadı, kitabı satmadı, daha sonra yazdıkları da ilgi görmedi. Bunalıma girerek, bir hastanede psikolojik tedavi gördü. Sonra yeni bir öykü yazdı, bu da ilgi görmedi. Başarısız bir yazar olarak, Mart 1915´de bir otel odasında ayakta geçirdiği bir kalp kriziyle yaşama veda etti yani gerçek Titanik´ in batışından üç yıl sonra...Ve hiç kimse Robertson´la ilgilenmedi, yine kimse farketmedi ve hiç kimse onun 14 yıl önce Titanik´i aynen nasıl anlatabildiğini merak etmedi. Kimse onu anımsamadı, ta ki 1980´lerde inanılmaz olaylarla ilgili araştırmalar yapılıncaya kadar...

        Titanik battığında, ünlü İngiliz gazeteci William T. Stead gemide bulunuyordu, hikayeler yazarak yaşamını kazanıyordu.  O yıl yazdığı kısa hikayelerden birinin adı "Titanik" idi ve yine Titanik´den 20 yıl önce...Yine Titanik´de olduğu gibi, Stead´ın hikayesindeki Titanik´de bir buzdağına çarparak batıyordu ve Stead´ın yazdığı hikayede, Stead kendisini kazadan kurtulan biri olarak anlatıyordu. Ve; 20 yıl sonra gerçek Titanik batarken, o buzlu ve soğuk denize gömülenlerden birisi Stead idı. Ama; sonu romandaki gibi olmadı çünkü kurtulamadı. Zira bu roman gerçekti ve başka bir romancı tarafından yazılmıştı. O anda acaba Stead, 20 yıl önce yazdığı hikayeyi düşünüp, kurtulacağına inanıyormuydu? Bunu asla bilemiyeceğiz...  Titanik, ilk ve son seferini yapmış, Newfoundland'da herkese bir şeyler demeye çalışmıştı belki de...

        ''Batmaz Gemi'' , ''Tanrı'nın bile batıramayacağı gemi'' denilen gemi için Okyanusun derinliklerini süsleyecek ne kadar mücevherin olduğunu belge olmadığı için bilemiyoruz ama gemide kesin olarak bulunan Ömer Hayyam´ın el yazması mücevher işli "Rubaiyat"ı çok büyük bir kayıptı.

        Gemide bulunan 2.224 yolcudan 1.513'ü ölmüştü. Kaza, bu büyüklükteki bir gemide yeterli filikanın bulunmaması ve kaza hakkında oluşturulan komplo teorileriyle de efsaneleşmiştir. Çünkü yeterince buz dağı uyarısı yapılmıştı hatta bir gemi kılpayı kurtulduğununda haberini vermişti. Zengin-üst kademe yolcuların telgraflarının gelmesini engellediği için mesaj yollamamaları istenmiştir. Yıllar sonra 3.800 metre derinliğinde bulunan enkazdan ölenlere duyulan saygı nedeniyle hiçbir şey çıkarılmadı.

       Düşünür Voltaİre diyor ki; "Belki de raslantı dediğimiz şey; belirli bir şeyin bilinmeyen

nedenidir..." Robertson ve Stead bizim gibi birer insandılar. Bizler gibi normal ama bilinmeyen yönleri olan insanlar. Her insan gibi... Ve siz de; bilinmeyen raslantılarla her an karşılaşabilirsiniz... 

         Paris'te yaşayan Lübnan asıllı yazar Amin Maalouf'un "Semerkant" adlı kitabının son bölümünde, Ömer Hayyam'ın el yazması rubailerinin de, Titanic'de bir kasada olduğu yazılıdır. Maalouf bu trajik sonu, ""Doğu'nun çiçeği, Batı'nın çiçekliğinde !.." tanımıyla sunar bizlere... Titanic'le birlikte okyanusun soğuk suları şiiri de yutmuş. Böylelikle Hayyam'ın şu dörtlüğündeki kehanet de gerçekleşmiş olur :

"Ömür soluğumuz nereden geliyor diye sormuyorsun

 Uzun bir öyküyü özetlemek gerekirse

 Derim ki okyanusun dibinden

 Her şeyi yeniden yutan okyanustan"...


  Yorumlar

1 okan sekendiz 2013-07-01
dünyanın en güzel filimlernden biri olan bu filmi hem şaşırtıcı bilgiler hemde kendine özgü anlatımıyla anlattğın için seni tebrik eder başarının devamı dileğiyle :*

2 Şeyda Şahin 2013-06-29
Nuh (a.s) ın gemisi gibi... onunda benzerini yapmışlardı. üzerinden zaman geçti ama belki hatırlarsınız; içindeki hayvanlar sembol şeklinde maketlerdi, içi de tam tasvir edildiği gibi yapılmaya çalışılmış.

3 Orhan Zaman 2013-06-09
Bir Titanik daha yapılıyor şimdi.

4 nur 2013-05-27
en çok izlediğim filmlerden biri ve şimdi kitabını da okumak istiyorum . su an çok şaşkınım ama çok güzel ve gerçekçı bı yazı olmus tebrıkler.

«« İlk Sayfa    « Önceki      Sayfa 1      Sonraki »    Son Sayfa »»
   (Toplam 4 Kayıt )   

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
ZAMANSIZ, MEKÂNSIZ BİR HATIRA
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR