Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» SALİHA ÇETİN - YUSUF’UN SOKAKLARINA
06 Haziran 2013 Perşembe 15:00
12
14
16
18

Yeryüzünü küçük parçalara bölüyor kategorik beynimiz. İnsanız ya, kategorize edip rahatlamak isteriz. Rahatlayınca da biraz daha rahatlamak. Biraz daha, biraz daha…

Küçük dediysek milimetrik demedik. Gözümüzün seçebileceği, gönlümüzün rahat edeceği küçük parçalar... Mümkünse birbirine karışmayan ya da birbirinin içinde erimiş gitmiş olsun. Alalım elimize kırmızı kalemlerimizi, bir de çizelim parçaların sınırlarını. Çizgi kolayca aşılamasın, öyle bir çizelim ki gösterelim herkese  “başkası” nı anlamak, hakkını savunmak, haline ortak olmak ne demekmiş.

Hemen hemen hepimiz beyin cerrahı ya da psikiyatrist olduğumuzdan çizgilere dahil olanların ne kadar geri kafalı ve aklını kullanamayan aciz varlıklar olduğundan eminizdir. Şu kişinin dolduruşuna geldiğini, şu ırka mensup olduğu için zaten eskiden beri “rahat durmadığını” , şöyle giyindiği için şunu temsil ettiğini vb emin olduğumuz o kadar çok şey vardır ki üstesinden gelmek için mühürlerimizi çıkarırız çekmeceden. Mühürlerimiz sayesinde artık parçaları anlamlandırmak daha kolaydır. İsminin sonuna cı, cu, ci ve benzerlerini de ekledik mi iş bitmiştir.

Yusuf hangi parçadandı öyleyse? İki kırmızı çizginin arasında kalmıştı muhakkak. Ama hangisi idi? Ha Yusuf? Kim verdi eline kara torbayı? Kim doldurdu içine mendilleri be hewal*?

Yaşı kadar ediyor mu acaba sattığı mendil sayısı, merak ederim. On biri geçer mi mesela?  On birden fazla satsa ne değişir Yusuf için, kaderi mi? Altı kardeşten en büyüğü olduğu gerçeği değişir belki. Babası iş bulur, bodrum katından taşınırlar. Okula gider, on iki yıl çektiği işkenceden sonra bir de sınava girer Yusuf, şansı varsa dört yıl daha okur, hemencecik de iş bulur.

Yusuf bile güldü be yahu bu hikâyeye. Şu dilimizi bilmeyen Yusuf. Bu yüzden okula gitmenin adını işkence koyan çocuk. Hiçbir zaman ne mutlu olamayan ama andınızı ezbere bilen Kürt çocuğu. Köyü yakıldıktan sonra “buradan gidin” demişler. Geldikleri yerde de “ne işiniz var” demişler Yusuf’a.

O da bilmiyor ki. Neden geldiklerini ve neden dönemediklerini. Ne iş verilirse onu yapıyor şimdilik. Ya da ne kadar alırlarsa onu. Mendil mesela.

Hangi parçaya sığdıracağız seni be hewal*? Çizgilerimizi bozdun, parçaları dağıttın. İsminin sonuna getirdiğimiz ekler fayda etmedi. Paranoyak fikirlerimizden ve ölçeği kayıp haritalarımızdan da bir şey çıkmadı.

Yusuf diyorum, sesim yankılanıyor sokaklarda. Kara torbasıyla koşup gelecek şimdi kömür gözlü bir çocuk. Yusuf diyorum, sesim kesiliyor. Mendiller çıkacak şimdi torbadan, abiler ablalar.

            Yusuf’un sokaklarına selam olsun.

*hewal: (kürtçe) kardeş

 

 


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
ZAMANSIZ, MEKÂNSIZ BİR HATIRA
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR