Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» ORHAN ZAMAN - HOBBİT
27 Ocak 2014 Pazartesi 20:00
12
14
16
18

HOBBİT: SMAUG'UN ÇORAK TOPRAKLARI

ORHAN ZAMAN

            Bilime, tarihe dayanmayan; aslında var olmayan, tamamen hayali hatta uydurma olan bir şeyi çok büyük bir şeymiş gibi göstermek, öyle olduğuna inanmak, inandırmak, ona 270 milyon dolar para harcamak ve ondan 1 milyar dolardan fazla hasılat elde etmek nasıl bir şeydir? Ve bunu neyle açıklayabiliriz? Yüzük Kardeşliği ile başlayan seriden bahsediyorum. Tamam, sinemanın bir dalı da (fantastik) hayale, kurguya, gerçeküstülüğe dayanır ama bu bahsettiğim film ve onun gibi fenomen olan birkaç tanesi bu kurguların çok ötesindedir. Bunlar sadece bütçesi, kalitesi, görselliği ile değil aynı zamanda felsefeleri sayesinde de bu kadar iz bırakabiliyorlar. Senarist/yönetmen kendi içinde apayrı kuralları olan yeni bir dünya kurguluyor. Ve insanlar belki de o dünyaya inanıyor, kendi dünyalarından çok bunaldıklarından inanmak istiyor.

          Eskiden Yıldız Savaşları bir efsaneydi. Karanlık tarafın ve Ceday savaşçılarının savaşını uzayda, bize çok uzak gezegenlerde izledik. Ceday savaşçılığının bir felsefesi, “hamdım, piştim, yandım” misali o yolda olmanın zorlukları vardı.  Seri üç filmdi ve her film ikişer kere çekildi ve şimdi pahalı koleksiyonları hatta müzeleri mevcut. Hollywood’un Superman, Spiderman, Batman misali süper kahramanlarıysa tamamen ayrı birer ekol ve yazı konusu. Avatar da bu amaçla yazıldı ama maalesef Oscar’da yapımcı/yönetmen Cameron’u hayal kırıklığına uğrattı. Ama yine de doğayla iç içe bir tür ve bu canlılara ekonomik sebeplerle rahat vermeyen kötü Amerikalılara dair filmin getirdiği eleştiriler takdire şayandı. 2016’dan itibaren üç devam filmi daha gelecekmiş haberini de vermiş olalım. Avatar’da dünyanın kirlenmişliğinden bıkıp, alıp başını gitme temennisiyle yola çıkarak soluğu Pandora gezegeninde alma vardı, Yüzüklerin Efendisi’nde ise bir geçmişe dönüş… Ve biz bu geçmişe dönüşü çok beğenmiş olmalıyız ki Peter Jackson hızını alamadı hayali dünyasının olmayan temellerine indi: Hobbit.

           Hatırlayalım: İlk filmde insan ırkı biraz kenarda bırakılmıştı. Orta Dünya’da Urugay’lar, Ork’lar; Sauron’un borusunu öttürüyor, iyi tarafta ise münzevi bir hayatı tercih etmiş olan Elf’ler ve iyice zayıflayan insanlar mücadele ediyordu. İmdi bizim doğu milletlerine benzetilen ucube Urugay’ları, at ve kılıç unsurları dolayısıyla kendimize yakıştırdığımız Rohan halkını, bunların karanlık güçler ile giriştiği savaşları özet geçelim. Neticede son film ile (Kralın Dönüşü) Elf’ler uzak denizlere, kalan üç beş cüce madenlerine, Hobbit’ler şirin köyleri Share’a çekildi ve dünya insanlara bırakıldı. Hatta biz de “ilkokulun tarih şeridinde var olan siyah yerde meğer bu savaşlar varmış, biz insanlar daha sonra meşhur olmuşuz.” diyerek köklerimizi daha iyi anlamış olmanın mutluluğu içindeydik. Meğer gerisi de varmış. Bir hayalin tarihi de yazılırmış. Veya yönetmen “Öyle bir film yaptım ki bunun üstüne ne çeksem olmaz ama belki altına inebilirim.” demiş de olabilir, bilinmez.

               Devam filmlerinde asla ilk filmin tadının olmadığı bir gerçektir. Hobbit, Beklenmedik Yolculuk filmini Yüzüklerin Efendisi’nin büyüsünden kurtularak izleyebilenler çok da hayal kırıklığına uğramamıştır, diye düşünüyorum. Ama elindeki yüzükte bütün bir dünyanın kaderi düğümlenmiş olan Frodo Baggins’den birkaç cüceyle macera peşinde olan Bilbo Baggins’e geçiş yapmak oldukça zordu.

             Hobbit, Smaug’un Çorak Taprakları’nda ise birinci bölümde başlayan macera peşinde olma/maceraya sürüklenme metaforu devam ediyor. Dört dörtlük tek bir film olacakken ticari kaygılarla üç filme ve dokuz saate yayılmış olan hikâyenin sarkması ve bölümün yarım kalma sıkıntısıyla da karşı karşıyayız. Üstelik Yeni Zellanda’nın muhteşem manzaralarından çıkıp stüdyo ve dekorlara girmek kolay olmuyor. Ama yine de sağlam diyaloglar ve trollü, dev örümcekli orijinal savaş sahneleri sayesinde üç saati sorunsuz bir şekilde bitirebiliyorsunuz. Kötü kalpli ejderha Smaug’u daha yakından tanıdık. Meğer konuşurmuş da. Orta Dünya’nın karanlık güzü Sauron ile beraber neler yapacaklar merak ettik doğrusu. Bütün umutlar serinin son filminde, Peter Jackson’a yakışır bir final bekliyoruz. Tabi Tolkien Hobbit’lerin çocukluğunu veya cücelerin ihtiyarlığını yazmaya kalkmazsa. Hollywood’da bu bütçe bizde Recep İvedik serileri oldukça biz daha çok “yüzük” filmi izleriz. 


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
ZAMANSIZ, MEKÂNSIZ BİR HATIRA
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR