Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» OMURGASIZ DURUŞ MU? TÖVBE Mİ? - TAYFUN DEMİR
06 Temmuz 2011 Çarşamba 13:49
12
14
16
18

 

Hadisata yaklaşımlarımız da kullanacağımız kavramları seçerken çok dikkatli olmalıyız. Tespit yaparken en doğru kelimeleri kullanarak en yerinde cümleler kurmalıyız. Bu sebeple bir mütefekkirin kamus bilmesi her şeyden evvel kendisine lazımdır. Ne buyurmuş hazreti Cemil Meriç :”Kamus, namustur.”

Modern zamanların bize en büyük armağanlarından biri de yalpalamak ve bunun bir sonra ki safhası olan istikametten sapmadır. Bu da genelde dış dünyaya dün kara dediğine bu gün AK demek suretiyle ortaya çıkmaktadır. Ancak insanoğlunun bu hallerine yönelik konuşurken meseleye mutabık olan kavramlarımızı doğru seçmek lazımdır. Her söylediğini yutan insan için tükürdüğünü yaladı yahut dün öyle bugün böyle gibi kavramlar kullanmak kelama da, lisana da, insana da zulüm olur.

Yaşantımızda bizi Allah’a bağlı tutan en mühim kavram şüphesiz ki tevbe kavramıdır. Tevbenin en önemli şartlarından biri de işlediği kusura bir daha dönmemektir. Bu sebeple çevresine, kendi kişiliğine ya da bütün bir cemiyete karşı kusurda bulunmuş insanların eski hallerini değiştirip yaptıklarını düzeltme girişimlerini değerlendirirken meseleye bu şekilde bakmak lazım geldiğine inanıyorum.

Bu söylediklerim içerisinde yanlış olduğuna işaret ettiğim bakış açısı çetrefilli fikir vadisinde düşe kalka ilerleyen yola düşmekle kalmayıp düştüğü yerden kalkmak suretiyle bir daha ve daha fazla azimle hakikatin peşine düşen talipleri çok yaralamaktadır.

Onlar araştırırlar, kafaları karışıktır bu sebeple İsmet ağabeyin(Özel) de dediği gibi onların zihinleri pas tutmayacaktır. Bu kafa karışıklığı sebebiyle onların vaziyetleri dışarıdan bakan sığ nazarlar cihetinden yalpalama, sapma hatta daha argo tabir ile bukalemunlaşma, omurgasızlaşma olarak görülebilir. Bu çok vahim bir hatadır. Bilen nazarlar bu hadiseyi fikir vadisinde yenen yasak meyvanın tevbesi olarak görürler ve onların eski düşüncelerinden dönüp kendi kişiliklerini inşa edecekleri mecraya onları yönlendiren zihni kurum ve kavramlara sahip olmaları Adem’in oğluna yahut kızına esmanın verilmesi olarak tahlil edilmelidir.

Eski hayatımda(liseli ve sürekli işlemek isteyen bir zihin iken) solcuydum. Aynı zamanda cemaate de takılırdım aynı zamanda ülkücülerle de oturup konuşurdum. İçimde bulunduğum sıkıntıdan beni kurtaracak bir deva arardım. Rabbime şükürler olsun ki onu buldum. Rabbimi buldum. Ama hakikat bununla bitmiyordu öyle bir yoldu ki başta iken son noktayı hissediyordum. Ancak daha sonra hakikatin sarhoşluğundan gözümü açınca yarin çok uzaklarda olduğunu ve hakikatin peçeyi kaldırmak değil yolunda ölmek olduğunu anladım.

Bu yüzden taliplerle yahut talip gibi görünenlerle oturdum, konuştum, yazdım, okudum, aklıma yatanların derununa vakıf olmak için daha da daldım, sorumsuzca koşar adım…

Sığ nazarlar, boş fikirler etrafımdaydı. Kendi düşünmemelerini görmezden gelip benim taleplerimle alay ediyorlardı. Ve vicdanımın o bomboş bakan gözlere tokat gibi çarpmak istediğini bir başka talip yaklaşık yüz yıl evvel dile getirmişti :”Ben her zaman aynıydım. Onlar değiştiler. Ne yapabilirim ki?”

Evet dost sen korkma böyle yalpalamaktan, sorumsuzca, sınırsızca düş hakikatin peşine. Ve haykır kınayıcı bakışlara, bazen sen değişsen bile korkma söyle:” Tevbe etmeden esmaya vasıl olunmayacaktır.”

Veya gerçekten tükürdüğümüz hakikati yaladık diyelim siz hiç mi şu dizeyi işitmediniz:

” Düşmekle çamura cevher sakıt olmaz kadr-u kıymetten.”


  Yorumlar

1 cihad 18/07/2011 23:58
ismet özel karışık kafa çalışmayan kafadan iyidir der.karışık kafa aslında tek bir ihtimal üzerine düşünmemekle oluşabilir.mesela her şeyi güllük gülistanlık görenlerin kafaları hiç karışık değildir.akıl dinginliği verili bişey değil bence.o dinginliğe büyük bir mücadele sonunda ulaşılabilir gibi.özellikle bu devirde.

2 tuğba 18/07/2011 23:08
güzel bir yazı, şimdi tercih belirle zamanı: ommugasız duruş mu tövbe mi?

«« İlk Sayfa    « Önceki      Sayfa 1      Sonraki »    Son Sayfa »»
   (Toplam 2 Kayıt )   

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
ZAMANSIZ, MEKÂNSIZ BİR HATIRA
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR