Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» MUSA KIRCA -KÂBE’Yİ ZİYARET
09 Aralık 2012 Pazar 23:10
12
14
16
18

4- Zulhuleyfe’ye varıncaya kadar Medine insanı geri çağırır. Mescidi Nebi ve yeşil kubbesi hiç göz önünden gitmez. Ayrılık acısı, bir garipliktir, bir şaşkınlıktır bütün gönülleri sarıyor. Medine’den çok fazla uzaklaşmadan ulaşılıyor Zulhuleyfe’ye. İşte, Zulhuleyfe’ye varıp, umre ziyareti için ihram hazırlıkları başlayınca sadece vücudum değil, kalbimle, bütün bir varlığımla yönümü Mekke’ye çevirmiş oluyorum. Artık benliğimi yeni bir heyecan dalgası sarıyor. Önce maddi ve manevi olarak temizlenme gereklerini yerine getiriyorum. Boy abdesti alarak, yıkanıyor, maddi ve manevi kirlerden arınıyorum. Umre ziyareti için niyetlenerek iki parçadan oluşan ihram kıyafetlerini giyiyor, ardından iki rekat namaz kılarak ihrama giriyorum.

İhrama girmek, dünyadayken dünyayı boşamak, mahşeri duruşa geçmektir, bu dünyada ahireti yaşamaktır. Burada âlemlerin rabbiyle dünyevi hiçbir eylemde bulunmayacağına dair akit yapılır. Bu nedenlerle buraya mikat yeri denmiştir. Aynı zamanda, ihrama giren kimse Allah'ın davetine icabet etmiş olur.

Şimdi, şehirlerin anasına, Allah’ın evine doğru yolculuk başlamıştır. Lebbeyk Allahümme lebbeyk telbiyesi, tekbirler, hamdler ve tesbihler dillerden eksik olmadan uzun Mekke yolculuğu tamamlanıyor. Adeta her adımda artan heyecan ve coşkudan olsa gerek, yolculuğun nasıl bittiğinin farkına varılmıyor. Yolda etrafımı seyrediyorum. Çok az taşsız alanların dışında her yer kayalarla kaplı. Dağlar, tepeler, vadiler kırılıp parçalanmış kayalarla kaplı. Yıllar boyuca “sanki dağlar didilip atılmış renkli yün yığınları”(Karia-5) gibi eriyip tükeniyor. Sarıya varan renkte toprak alanların küçük çöl parçaları olduğunu fark ederek, karıma gösteriyorum. Bu çöl alanlarındaki deve sürülerini gösteriyoruz birbirimize. Yolumuz geniş vadiler boyunca uzayıp gidiyor.

Vadilerden kurtulduktan, çıplak tepelerin uzaklardaki siluetini seyrederek bir süre yol aldıktan sonra, sağdan soldan tepelerin birbirine yaklaştığı dar bir vadiye girince, Mekke’nin kapılarına vardığımızı fark ediyorum. Bir mola yerinde duruyoruz. Maddi ve manevi kirlerden arınarak vakit namazını eda ediyor, Mekke’ye, şehirlerin anasına ve Allah’ın evine girmeye hazır hale geliyoruz. Kâbe-i muazzama görülünceye kadar telbiye getirilmeye devam edilecektir.

Abdullah b. Ömer (r.a)'dan; şöyle demiştir:

Ben telbiyeyi Rasûlüllah (s.a.v)'in (mübarek ağzından) aldım (öğrendim). O şöyle buyuruyordu: "Lebbeyk, Allahümme lebbeyk, Lebbeyke lâ şerike leke lebbeyk. İnne'l-hamde ve'n-ni'mete leke ve'lmülke lâ şerike leke"

            "Tekrar tekrar icabet sana Ya Rabbi, tekrar icabet sana, tekrar icabet sana. Senin ortağın yoktur. Her emrini ifaya hazırım. Hiç şüphe yok ki, hamd ve nimet sana mahsustur. Mülk (kâinatın mutlak hükümranlığı) senindir. (Bunların hiç birinde) senin ortağın (ve benzerin) yoktur" (Müslim, Sahih, Kitabü'l-Hacc, 3; İbn Mâce, Sünen, Menasik, 15; Ebû Dâvud, Menasik, 26).

Kadı İyaz'ın beyanına göre telbiyede Allah'ın davetine icabet Hz. İbrahim (a.s)'den kalmıştır. İbn Abbas'tan rivayet olunan bir hadis-i şerifte şöyle buyurulur:

İbrahim (a.s), Kâbe'yi bina edip tamamladıktan sonra kendisine "Hac için insanları davet et" emri verildi. İbrahim (a.s):

- Benim sesim onlara ulaşmaz, dedi. Allah Teâlâ;

- Sen davet et, sesini duyurmak bana aittir, buyurdu. Bunun üzerine İbrahim (a.s):

- Ey insanlar, Beyt-i Atik'i haccetmeniz size farz kılınmıştır, diye nida etti. Bu sözü yerle gök arasında bulunanların hepsi işitti. "Görmüyor musunuz? İnsanlar en uzak yerlerden icabet edip geliyorlar” (İbn Hacer, Fethü'l-Bârî, 4/152).

Bu ne müthiş davet ve bu davete icabet ki, milyonlarca Müslüman yaklaşık üçbin yıl önce yapılan bu davete üçbin yıldır hiç aksatmadan dünyanın dört bir köşesinden her yıl adeta koşarak icabet ediyor.

Müslümanlar telbiye ederek, Kâbe'ye misafir olarak gelmelerinin Allah'ın kendilerine büyük bir lütuf ve ihsanı olduğunu; zira buraya ancak Allah'ın kendilerini davet etmesiyle gelebildiklerine dikkat çekmektedirler. Bu sebeple telbiye eden kişi, bu lütuf ve ihsana karşı, "Hamd ancak sana mahsustur, çünkü nimet ancak senden gelir" demiş olur.

Mescidi Harama girip Kâbe-i Muazzama görülünce telbiyeye son verilir. Artık Allah’ın evine girilmiştir. Kâbe-i Muazzama selamlanır, ardından 7 şavttan oluşan tavafa tam Hacer-ül Esvet’in karşısından başlanır ve tavaf aynı hizada tamamlanır.

Park yerinde duran otobüsten sessiz ve sakin bir şekilde iniyoruz. Kadınlar bir gurup, erkekler ayrı bir gurup halinde, ruhumun titrediğini hissederek Mescid-i Haram’a doğru ilerliyoruz. Guruptan ayrılmamamız sıkı sıkı tembihleniyor. Çünkü bu ilk ziyaretimizde bir birimizi kaybetmememiz gerekiyor. Gurupların tavaf ve say bitince Safa tepesinde buluşması kararlaştırılıyor. Henüz yol yordam bilmediğimden üzerimde bir şaşkınlık, tavafı ve sa’yi ilk defa yapacak olmamdan kaynaklanan bir tereddüt var.

“Yâ Rabbi! beni doğruluk üzere dahil et. beni doğruluk çıkışıyla çıkar. Bana katından yardım edici bir kuvvet ver.” (İsra-80) diyerek Mescid-i Haram’a giriyorum. Rabbim, şimdi evini göreceğim. Sana nasıl selam vereceğim? Rabbim bana yardım et!..diye içimden dua edip, sıkıntılı bir haldeyken, birden namazda selam verdikten sonra okuduğum Allah’ım selam sensin,ve selam sendendir… duasını hatırlayarak ferahlıyorum. Gözlerim Allah’ın evine, o seyrine ömürler boyunca devam edilse doyulmaz Kâbe-i Muazzama’ya dönük Rabbimi selamlıyorum.


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
ZAMANSIZ, MEKÂNSIZ BİR HATIRA
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR