Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» HÜSNİYE TOPRAKÇI - İHVAN-I MÜSLİMİN HAREKETİ VE MISIR’IN GELECEĞİ
10 Ekim 2013 Perşembe 14:00
12
14
16
18

       İhvan-ı Müslimin, Arapça ‘Müslüman Kardeşler’ anlamına gelir. Hasan el-Benna 14’lü yaşlarda Şazeliyye Tarikatı’nın Hassafiye koluna bağlanır. Yaşadığı Mahmudiyye şehrindeki kendi deyimiyle ‘’bir takım olumsuzlukları düzeltmeye yönelik bir cemiyet kurma ‘’ kararına varır. Cemiyete Hassafiler Hayır Cemiyeti adı verilir. Mahmudiye’de ticaret yapan Ahmed eSükkari başkan, Hasan el-Benna sekreter olur.

   Hasan el-Benna, Kahire’deki Daru’l-Ulûm’u bitirdikten sonra öğretmen olarak İsmailiye’de göreve başlar. Şehrin üç büyük kahvesinde düzenlediği sohbetlerle halkı irşad eder. Kısa zamanda sohbetlerine katılanların sayısı artar ve ünü yayılır. 1928 Mart ayında kendisine gelen altı kişiyle ‘’islam için kardeşler olarak çalışmak ve İslam yolunda cihad etmek üzere yemin edip ‘’ İhvan-ı Müslimin Cemiyeti’nin temellerini atarlar.

       Yedi kişiyle kurulan cemiyetin çalışması, İslamı anlayıp yaşamak temelleri üzerinde kurulur. Cemiyet İsmailiye’den sonra başka şehirlerde de şubeler açmaya başlar: Şebrahit, Mahmudiye, Ebu Savir,Port Said, Kahire,Süveyş, el-Bahr es-Sagir, Arbain…Mısır sınırlarını aşan cemiyet Lübnan, Suriye, Irak, Sudan ve Filistin’de şubeler açar.

      İhvan’ın fikir, hareket, oluşum ve yol haritasını Hasan el-Benna’nın konuşmalarından takip edebilmekteyiz. Hasan el-Benna üniversite gençlerine yönelik yaptığı konuşmasında davanın hangi fedakârlıkları kendilerinden istediğini ve bu fedakârlıklarda da bulunup bulunamayacaklarını sorgularken onlara şu soruları yöneltir:

      ‘’Kardeşler, dava hakkında sizinle konuşmaya başlamadan evvel size şu soruyu yöneltmek istiyorum: İnsanlar rahata ersin diye gereği gibi cihad etmeye hazır mısınız? İnsanlar biçsin diye ekmeğe hazır mısınız? Son olarak ümmetiniz hayat bulsun diye ölüme hazır mısınız? Bu ümmetin olması gereken yere Allah tarafından yükseltilmesi için bu yolda kurban olmaya hazır mısınız?’’

   Yapılan çalışmaların halka yönelik olması, onlara ulaşılabilmesi başarının en önemli sebebi olur. Hatta Mısır’da askeriyeden sonra en etkin güç olarak bu hareketin geldiği ifade edilir. Cemiyetin çalışma sistemine göre, önce Kur’an-ı Kerim öğretilecek, ardından tecvid, bazı surelerin anlamları derken İslami kriterler hayata tatbik edilecek. Kur’an anayasadır.

  Mısır toplum yapısı içerisinde Müslümanlardan dışında Hıristiyanlar, Kıbtiler ve Museviler de bulunur. Maalesef Kanal Ortaklığı’nın ülkede bulunduğu yıllarda misyonerlik faaliyetleri hız kazanır. Hasan el-Benna, Kral Faruk’a mektup gönderir ve devleti misyonerlik faaliyetlerini engellemesi için göreve çağırır. Çünkü bu çalışmalar Mısırlı gençlerin ahlakını bozmakta ve onları İslam’dan uzaklaştırmaktadır.

İhvan-ı Müslimin Filistin’deki gelişmeleri yakından takip etmektedir. Filistin İngiliz sömürgesidir ve Yahudiler hızlı bir şekilde bu topraklara yerleşmektedirler. Mayıs 1948’de İngiltere Filistin’deki sömürge yönetimini kaldırır kaldırmaz aynı gün İsrail bağımsızlığını ilan eder. Ve İhvan da harekete geçerek İsrail ve İngiltere’ye karşı cihad ilan eder. Çok sayıda İhvan mensubu Filistin’e giderek Arap Birliği çatısı altında savaşır. İhvan hareketinin cihadı İngiliz ve  Yahudileri harekete geçirir. Kral Faruk’a baskı yapılır. Ve İhvan illegal sayılır. Cemiyetin tüm şubeleri kapatılarak çalışmaları yasaklanır. Hükümetin bu kararı almasından 20 gün sonra Mısır başbakanı öldürülür. Bu olay İhvan’a mal edilir. Çok kısa bir süre sonra gündüz vakti, sokak ortasında Hasan el-Benna ‘ya suikast düzenlenerek şehid edilir. Benna’yı öldürenlerin kralın özel birliklerinden olduğu dilden dile dolaşır.

     Hasan el-Benna’nın öldürüldüğü sırada Seyyid Kutup ABD’de dir. Benna’nın öldürülmesinin bu ülke medyasındaki işlenişi dikkatini çeker. Seyyid Kutup ‘’Son Sözler’’adlı kitabında gözlemlerini şu şekilde anlatır:

   ’1948 baharında o zamanki adıyla ‘’Maarif Bakanlığı’’ heyetiyle Amerika’ya gidinceye kadar, birkaç kişi dışında, İhvan’dan kimseyi tanımıyordum. Ben oradayken, 1949’da Şehid Hasan el-Benna öldürüldü. Amerikan gazetelerinin gösterdiği tepki dikkatimi çekmişti. Aynı şekilde, Amerika’ya gelen İngiliz gazeteleri de İhvan’a büyük ilgi gösteriyor, bu durumlarına seviniyor, darbeye maruz kalmalarından ve liderlerinin öldürülmesinden büyük bir mutluluk duyuyordu. Hepsi de bu cemaatin bölgedeki Batı çıkarları ve Batı kültür-medeniyeti için tehlikesinden dem vuruyorlardı. 1950 yılında bu meyanda kitaplar çıktı. Bütün bunlar bu cemaatin Siyonistler ve batılı sömürgeciler nazarındaki önemine dikkatimi çekmişti.1950 yılında İhvan’a yönelik yasaklar kalkar ve hakları geri iade edilir.

       1952 yıllarında Cemal Abdu’n-Nasır orduda yüzbaşı rütbesinde iken İhvan’a katılır. Kral Faruk’un yönetimine son vermek için Kardeşlerden yardım ister. Darbenin sonucunda devlet başkanlığına Muhammed Necib gelirken başkan yardımcılığına Nasır getirilir. Bu dönemde de Kardeşler yeni yönetime destek vermeye devam ederler. Nasır İhvan’dan kendilerine beş isim verilmesini taleb eder. Ancak hükümetin seçimle göreve gelmemesi, halen meşruiyet kazanmaması ve bu durumun halk nezdinde cemiyetin itibarını zedeleyeceği belirtilerek reddedilir. Başka etmenlerin katılımıyla ilişkiler gerilmeye başlar ve 1954’te Nasır İhvan’ı lanetleyen ve onu dağıtmaya yönelik bir bildiri yayınlar. Ardından tutuklamalar başlar. Bununla da yetinmeyen Nasır Necib’i görevinden uzaklaştırarak iktidar koltuğuna tek başına oturur.

      Müslüman Kardeşler’in itiraz ettiği ve karşı çıktığı en önemli meselelerde birisi Mısır’daki İngiliz varlığı idi.1954’te İngiltere ile Mısır arasında bir uzlaşmanın yapılması İhvan için bardağı taşıran son damla olur. İhvan harekete geçerek ülke genelinde gösteriler düzenler.

        Tarihler 26 Ekim 1954’ü göstermektedir. Yer İskederiye. El-Menşiye Meydanı. Nasır bir konferans vermektedir. Ve sekiz kurşun atılır kendisine. Ancak hiçbiri hedefini bulamaz. Çünkü kurşunların hedefi Nasır değil İhvan-ı Müslimin’dir. Suikast İhvan’a atfedilir. Cemiyet kapatılır. Abdu’l-kadir Udeh, Muhammed Fergali başta olmak üzere altı lideri şehid edilir. 300 kişi hapsedilirken, 10.000 kişi çeşitli cezalara çarptırılır.

         Haddizatında Nasır iktidara gelinceye kadar İhvan’ın desteğini alır ve destekleri sayesinde ülkenin başına geçer. Bu da bize Mısır toplumunda İhvan Hareketi’nin ne kadar büyük bir güç kazandığını gösterir. Fakat bu güçten çekinenler de vardır: İsrail. ABD ve Batılı devletler. Tabiiki mevcut Mısır devleti de bunlar içinde zikredilmelidir. Sulta yönetimleri toplumda kendilerine güç açısından denk hiçbir oluşumu istemez ve varlığına da izin vermez. İşte İhvan alternatif bir güçtür. İhvan’ın Nasır’a verdiği desteğin faturası ağır olur.

       Ve maalesef bu hareket geçmişte de günümüzde de bilinen güç odakları tarafından engellenmektedir. İhvan-ı Müslim’in, iktidarın yıldırma politikalarına rağmen faaliyetlerini gizli bir şekilde sürdürmeye devam eder.

     İhvan’ın Mısır’daki varlığı Seyyid Kutub’a göre ‘’set’’ idi. Ve Kardeşler’e katılışındaki en önemli sebep olarak şunu belirtir:’’İhvan-ı Müslim’in hareketinin yıkılması ve eğitim faaliyetlerinin durması neticesinde, ilhadi fikirlerin ve ahlaki çöküntünün korkunç bir şekilde yayıldığını görüyorum. Sanki bu cemaatin varlığı bir setti. Set yıkılmış ve dalgalar hızla hücum etmişti.’’Ve devam ederek şunları yazar: ’’Mesele, Siyonist, emperyalist ve haçlı güçlerin bölgedeki insan unsurunun temel mukavemetini, bu milyonlarca insanı, eline en güçlü silahları versen yine mukavemet edemeyecek kırıntılar ve yıkıntılara çevirmek suretiyle yok etmeye yönelik planlarıyla alakalıdır. Çünkü silahları harekete geçiren insandır. Silahlar insanları harekete geçirmez. Toplumlar, inanç ve ahlak yönünden yıkıldığı zaman, toplumdaki milyonlar dalga üzerinde duramayan çer çöpten farksız hale gelir.’’

      1948, 1954, 1957’lerde İhvan, faaliyetlerinin durdurulması, şehid edilmeleri, hapsedilmeleri, üyelerinin işkencelere maruz bırakılması, yuvalarının yıkılıp çoluk-çocuklarının, ailelerinin dağılması gibi vahim bir sonuçla karşı karşıya kalır. İşte bu ortamda Yani İhvan’ın çok sayıdaki mensubunun hapiste olduğu dönemde Seyyid Kutup çıkış noktası olma cihetiyle fikirler üretmeye başlar. (Bu dönemde hareketin lideri Hasan el Hudaybi’dir.) Ve bu amaçla 1962 tarihinde cezaevindeki İhvan mensupları ile görüşmeleri olur. Ona göre hareket ‘’eğitim, öğretim, organize ve anlatma yolunda kararlı ve emin oldukça dava hiçbir zorlama, şiddet, işkence, bozum, yıkım, cinayete başvurmaksızın gerçekleşecek; bu topluluklar mevcut oyunlara bulaşmayacaktır. Ancak hareket; dava ve cemaate bir saldırı söz konusu olduğunda bu saldırıyı püskürtmek için, hareketin yolunda sürekliliğini sağlayacak kadar müdahalede bulunacaktır. Çünkü, İslam nizamını tatbike koymak ve Allah’ın emirleriyle hükmetmek acil olan ilk hedef değildir. Zira, toplumun tamamını veya amme hayatında ağırlık sahibi sağlam bir kısmını önce İslam akidesini, sonra da İslam nizamını doğru anlayabilecek seviyeye getirmeden, İslam ahlakı üzere gerçek İslami terbiyeye ulaştırmadan, bunun gerçekleşmesi mümkün değildir. Her ne kadar bu iş, uzun zaman ve yavaş yavaş ilerlemeyi gerektiriyorsa da bu böyledir (Seyyid Kutub, Son Sözler). 1954’te gerçekleşen el-Menşiye Olayı’ndan sonra tutuklanan Seyyid Kutub’un yanına çok sayıda kardeş, görüşmek ve bir yol haritası çizmek için gelir. Gelenler ne yapılması gerektiğini sorduklarında yukarıda alıntısını yaptığımız görüşlerini söyler. Suriye, Filistin, Sudan, Irak’tan gibi ülkelerden gelen İhvan mensupları için ise kardeşlerinin çoğunun hapiste olmasından dolayı şu an bir şey yapmanın mümkün olamayacağını belirtir.

     Seyyid Kutub ciğerlerinden ve kalbinden rahatsızdır. O dönemde Irak devlet başkanı Abdü’s-selam Arif’in girişimiyle 1964 yılı sonlarında cezaevinden çıkar. Ancak 1965’te kaleme aldığı ‘’Yoldaki İşaretler’’ adlı kitabı nedeniyle yeniden tutuklanır. Yapılan göstermelik mahkemece idama mahkûm edilir. 22 Ağustos 1966’da cezası infaz edilir (Allah’ın rahmeti üzerine olsun). Abdu’l-fettah İsmail ve Yusuf Havvaş da Seyyid Kutub’la birlikte şehidler kervanına katılır.

        Hasan el-Benna’dan sonra İhvan hareketinin başına Hasan el-Hudaybi ve onun ölümünden sonra Ömer Tilmisani geçer. Daha önce yaşananlar bu liderlerin farklı bir tavır takınmalarına neden olur. Neredeyse mevcut iktidarlarla uzlaşma siyaseti izlerler. Mısır yöneticilerine karşı tutumları şehid Hasan el-Benna tarzında değildir artık. Ardarda gelen olumsuzluklar, yüzlerce kişinin tutuklanması, işkencelere maruz kalması, mahkemede kendilerini savunma hakkı verilmeden idama çarptırılmaları, yuvaların dağılması, geride kalan anne, eş ve çocuklar… Bu hadiseler İhvan’ın sanki biraz geri atmasına neden olur. Ancak bu durum İhvan içinde çeşitli bölünmelere zemin hazırlar. İhvan Kanadı, Kutubçular, et-tekfir ve’l-hicre, Selefiler, Cemaat-i İslamiye gibi gruplar ortaya çıkar.

     Ömer Tilmisani 1981’de tutuklanmadan önce yaptığı bir konuşmasında, İhvan’ın kendisine karşı yapılan hiçbir saldırıya cevap vermediğini, selefleri Hasan el-Benna ve Hasan el-Hudaybi’nin de şiddeti tasvip etmediklerini belirtir.’’Karşılaşılan sıkıntılar otuz senenin kalıntılarıdır. Hüsnü Mübarek yönetimi durumu düzeltmeye çalışıyor. Ben de halkımızın, bu kişilere yardımcı olmalarını istiyorum’’’,der. İhvan izlediği hükümet yanlısı politika ile yine büyük bir yanlışa imza atar. Hatırlarsak Kral Faruk’u tahttan indirmek için Nasır’a destek vermişlerdi. Hatta bu isim cemiyete üye bile olmuştu. Ama göreve geldikten sonra Kardeşler’i tırpandan geçirir gibi biçmişti. Abdu’l-kadir Udeh, Muhammed Fergali ismindeki çok değerli şahsiyetler ve niceleri riyakâr despotların hapishanelerinde türlü işkencelere maruz bırakılıp, idam edilmişlerdir. Ömer Tilmisani’ye göre mevcut iktidar iyi niyetli. Ve iyi niyetli Hüsnü Mübarek yönetiminin 30 yıllık iktidarına ve sonrasına hepimiz şahidiz.

           Tilmisani’den sonra İhvan-ı Müslimin siyasi hayata atılır(1986). Partinin başkanı Seyyid Hamid Ebu Nasır’dır.

        Tunus’ta başlayan Arap Baharı dalgası 2011’de Akdeniz kıyısındaki Mısır’ı da vurur.1981’den beri ülkeyi tek başına yöneten Hüsnü Mübarek 30 yıllık iktidarının ardından devrilir. Halk hareketiyle görevinden uzaklaştırılan Mübarek hapse atılır. Demir parmaklıklar ardından davalara katılır. Konuşurken aynı despotik tavır, eda ve havadadır. Devrimi gerçekleştirenler devlet yöneticisi adayı olarak İhvan-ı Müslimin Partisi lideri Muhammed Mursi’yi işaret ederler. 2012 halk seçimlerinde cumhurbaşkanı seçilir. Ancak bir yıl dayanabilir batılı güçler bu partiye. İsrail, ABD ve batılı güçler ittifakı modern zamanda anti demokratik askeri darbe gerçekleştirirler. General Abdulfettah Sisi’nin darbe oyunculuğunda İhvan lideri ve mensupları tutuklanır. Ancak beklemedikleri büyük bir direnişle karşı karşıya kalırlar. Meydanlara inen kalabalıklar pasif bir direniş sergilerler. Silah sıkan askere, kendilerine kesici aletlerle saldıran “ baltacılara” ,keskin nişancılara şiddetle karşılık vermez. Hindistan’ın bağımsızlık sürecinde Mahatma Ghandi ve taraftarlarının duruşunu görürüz, haksız bir şekilde iktidarı gasp edenlere karşı meydanlara inen Mısır insanında.

           Binlerce insan dünyanın gözü önünde katledilir. Ve trajikomik bir sonuç ortaya çıkar ki o da Hüsnü Mübarek’in davalarının görüldüğü mahkemelerce suçsuz bulunması ve beraat etmesi.

         Mısır ile birlikte kuzey yarım küremiz hazan mevsimine girmektedir. Ve bekleyenlerle birlikte biz de bekliyoruz…

 

 

 


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
ZAMANSIZ, MEKÂNSIZ BİR HATIRA
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR