Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» HÜSAMETTİN YAŞA - YESRİB’TE BAHAR
18 Haziran 2013 Salı 11:00
12
14
16
18

       Çoktan beridir ülkemizde ev sohbetlerinde/toplantılarında bir araya gelinir, her hangi bir abi veya hocamız besmele ile sohbete başlanır ve bir kitaptan genellikle ciltli bir kitaptan daha önceden işlenmiş/çalışılmış yeri açar ve devam edilir. Ciltli kitabın rengi yaygın olarak kırmızı renklidir. Biraz ağdalı bir dil olan metin küçük tercümelerle okunur ve şerhlendirilir ve sohbet bu minvalde devam eder. Yaklaşık 1 saat süre sonunda akla takılanlar, uygun bir dil ve yöntemle cevaplandırılır, çoğunlukla cevaplandırılmaz ama soru üzerine konuşulur ve sohbet biter. Adı da TEFSİR SOHBETİ’dir

     Genellikle Tefsir, ama en fazla bir iki tefsirden işlenerek yapılır.. 12 Eylül İhtilalından sonra bu sohbetBaşlığını MEAL SOHBETLERİ diye tanımlayanlar da oldu. Yazı, sohbetlerdeki Tefsir ve Meallerin nasıl işlendiği veya işlenemediği konusuyla ilgili değil.

        Başkaca Sohbet/başlıkları da var.Örneğin,  Peygamberimizin ve sahabenin Hayatı işlenir bazen, bunun adına SİYER SOHBETLERİ denir. Ya da denmez. 

       Siyer Sohbetleri için, Peygamberin, sahabenin hayatını anlamak için, o dönemi anlatan kitaplara bakılır, okumalar yapılır. Ülkemizde Siyer okumaları için birçok eser yazılmış ve tercüme edilmiştir. Tercüme/çeviri kitaplar, daha çok, önceki dönemlerde yazılmış kitaplardır. Arap Menşeli yazarlar tercih sebebidir. Çünkü İslam onların dilinde gelmiştir ve Onlar kaynaklara daha yakındır ve de onların bakış açıları fazlasıyla önemlidir.

       Tercüme edilen/çevrilen ve okutulan kitaplar, bazı çevreler ve cemaatlerin meşrebine göre şekillenmiştir. Sonuçta haklı olunabilir, çünkü basılan kitabın maliyeti ve hedef kitlesi vardır, adamlar bir para harcayacak ve bir hizmet yapacaklardır. İstedikleri kitabı seçecek çevirttirecek ve basacaklardır, yaygınlaştıracaklardır. Haklıdırlar.

       Akademik çevrelerde mesela, Muhammed Hamidullah’ın İslam Peygamberi kitabı yaygınlık kazanmıştır. Araştıran ve bunu sunan arkadaşlarımız var, Yeni dönemde seçmeli siyer dersinin de eğitim öğretim ortamımıza kazandırılması siyere verilen önemi  daha bir ortaya çıkarmıştır. Dijital Ortamda Siyerle ilgili bir çok çalışmayı bulabilirsiniz.İşte bunula ilgili yapılmış bir çalışma:

1.Martin Lings/ Ebubekir Siraceddin,  Hz. Muhammed’in Hayatı

2.Reşit Haylamaz,  Gönül Tahtımızın Eşsiz Sultanı Efendimiz 

3.Abdurrahman Zapsu,  Büyük İslam Tarihi, Hz. Muhammed Dönemi 

4.Mevlânâ Şiblî Numânî,  Son Peygamber Hz. Muhammed  

5.M.Fethullah Gülen,  İnsanlığın İftihar Tablosu Sonsuz Nur  

6.Muhammed Hamidullah,  İslam Peygamberi 

7.Ebu’l Âlâ el-Mevdûdi,  Tevhid Mücadelesi ve Hz. Muhammed’in Hayatı (Mekke)

8.Ramazan el-Bûtî, Fıkhu’s-Sîre   

9.Celaleddin Vatandaş,  Hz. Muhammed’in Hayatı ve İslam Daveti 

10.Münir Muhammed Gadban,  Nebevi Hareket Metodu

11.İzzet Derveze,  Kur’an’a Göre Hz. Muhammed’in Hayatı 

12.Muhammed Ebu Zehra,  Son Peygamber Hz. Muhammed 

13.Ahmed Nedvi ve Said Sahib Ensari,  Asr-ı Saadet 

14.Heyet,  Bütün Yönleriyle Asr-ı Saadet’te İslam

15.M. Asım Köksal,  Hz. Muhammed ve İslamiyet  

   Dilediğiniz kitabı alır okur ve derslerinizde ve sohbetlerinizde değerlendirebilirsiniz. Ancak kitap okuma olarak, inceleme araştırma işi ile uğraşıyor ve Siyer sohbetlerinde değerlendirmelerde bulunmak istiyorsanız size önereceğim yukardaki liste dışından bir kitap var: YESRİP’TE BAHAR,

        Kitap, İtalyan bir yazar, Ahmet Vinzenzo,  tarafından Peygamberimizin Hayatını anlatma için yazılmış. Tam olarak bir Siyer kitabı sayılmayabilir. Ama, Peygamberimizin hayatına farklı bir yerden, Yesrip’ten, Medine’den bir bakış denemesi sunuyor, demek için kimseden izin almaya ihtiyaç yok. Zaten kitap, bir siyer kitabı olarak sunulmuyor. Zeyd Bin Sabit’in hayatını da yazmış değil. Evet, Peygamberimizin Hayatına Medine’den bakan, Zeyd bin Sabit.  Sonradan Peygamberimizin Vahiy Katiplerinden olan ve işini sonraki dönemlerde Kur’anı bir araya toplama göreviyle taçlandıran sahabe. Kitap'ta eleştiri ve değerlendirmelerde söylendiği gibi zaman kurgusunda oynamalar/abartmalar yapılmalar var. Kitabın kendi hikayesi var ve hikaye kitaba göre gidiyor. Ancak bayağı bir abartma yapılmış demek, haksızlık. Yazın bu sıcak günlerinde ve Yaz okullarında siyer derslerinin yoğun olduğu bu dönemde okunacak, serinlik veren bir kitap.

      Sade bir dille yazılmış kanaati oluşturuyor insanda. Çevirisiyle uğraşan Prof. Dr. Ahmet Yüksel Özemre ve kızı Feza Özemre. Yazarın kendi deyimiyle, “Batı romanının akıcılığını ve Doğu  bilgeliğinin içeriğini haiz” bir eser. Orijinal adı "Il Libro Disceso Dal Cielo" yâni "Gökten İnen Kitap". Yazarın tam adı, kusura bakmayın yukarıda sadece Türkiye’ye özgü bir şekilde isim ve soy isim şeklinde yazmıştım, Prof.Dr. Ahmad Abd Al Waliyy Vincenzo.1961 yılında Napoli’de doğmuş,1990 yılında bir Şazeliye şeyhi vasıtasıyla İslamiyeti seçmiş. Halen hayatta olan yazar, İtalya’da İslam Dini Cemaati’in kurucusu ve yöneticileri arasında. Napoli II. Fredirico Üniversitesinde ders vermekte, Dönem dönem ülkemize seminer ve konferanslar için gelmekte. Okunası kitaplardan diyerek kitaptan kısa bir alıntı:

YESRİB (MEDİNE) VAHASI

O yıl Hac yazın ortasına denk geliyordu ve Ycsrib Vahası’nda hurmaların toplanma zamanıydı. Yesrib hurmalarından daha tatlı, daha bereketlisi olmadığı için vaha tüm Arabistan’da hurmalarıyla meşhurdu. Çöl toplumları arasında, hurmaların bolluğu nedeniyle insanların onları develere bile yedirdiğine ilişkin söylentiler dolaşsa da aslında bu değerli meyveler öylesine idareli tüketilmekteydi ki bir avuç dolusu hurma birkaç gün yetecek bir besin olarak kullanılmaktaydı.

Zeyd, abisi Yezid’in hurma ağaçlarının gövdesine tırmanmasını seyretmekteydi. Yerçekimini yenebilmek için iki yol vardır. Çocuk, yere daha eğik ağaçlarda elleriyle ağacın gövdesi boyunca çevik bir biçimde ilerleyebilmek amacıyla, kendini desteklemek için ayaklarını deri bir şeritle bağlarken; dik olanlarda, sırtının çevresinden geçirdiği daha uzun bir şeritle kucaklarmış gibi ağacın gövdesine bağlanır ve ayaklarıyla kendini yukarıya iterek, tabiri caizse dik bir biçimde yukarı doğru kayar. Deri şeridi her seferinde o denli hızlı bir hareketle yukarı çeker ki özellikle uzaktan bu hareket hiç fark edilmez ve çocuk palmiyelerin narin gövdesi boyunca sıçrayarak ilerleyen bir kediyi andırır. Tepeye ulaştığında ise, hurma demetini keser ve aşağı indirmek için sırtına yerleştirir.


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
ZAMANSIZ, MEKÂNSIZ BİR HATIRA
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR