Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» HÜSAMETTİN YAŞA - MEHMET AKİF’İN MEALİ
02 Aralık 2012 Pazar 22:59
12
14
16
18

 

      Ağustos 2012 ‘de 1. Baskı olarak karşımıza çıkan Mahya Yayınlarının Kur’an-ı Kerim Meali, bu güne kadar yapılan çalışmalardan farklı olarak basılmıştı. Altı yüz sayfalık Kur’an-ı Kerim’in üçte birinin mealiydi bu çalışma. Bir yanlışlık yapılmamıştı. Basın toplantısıyla ve akademik kariyerleri bulunan bilginlerce tanıtımı yapılan meal, yıllarca yakıldı denilen bir eserin üçte biriydi. Eser, Mehmet Akif Ersoy’undu en azından kitabın basılmasına karar veren uzmanlarımızın huzurunda tekrar değerlendirildi. Yazarı vefat etmişti. Akrabalarından alınıp basılmış bir eser de değildi. Sağlığında eser toplatılıp yakılmamıştı. Yakılmasını kendisi istemişti dostlarından. Vasiyette bulunmuştu. Meal, Mehmet Akif Ersoyun Kayıp Mealiydi

         Mehmet Akif Ersoy’un şair yönü yazdığı şiirlerle, özellikle İstiklal Marşı ve Çanakkale Şiiriyle Cumhuriyet Dönemi neslinin çokça tanınmıştı. Ama bazı kesimlerce ezgisini İsmet özelin değiştirmeye çalıştığı İstiklal Marşının şairi olarak tanınıyordu.  Safahat’ını, Arabistan’da Kuşçubaşı Eşrefle maceralarını Tevfik Fikretle atışmalarını, Sebilurreşat’ta yazdıklarını, hutbe ve vaazlarını biliyorduk ama Meal çalışmasını çok bilinmezdik. Teknik okumalarda bulunmayan arkadaşlarımız, edebiyat derslerinde değil de Din Kültürü derslerinde, öğretmeni lütfedip anlattığında duymuştu bir Meal çalışmasıyla uğraştığını. Onunla ilgili efsaneye yakın anlatılar vardı nitekim. 1961 yılında Mısır'da yakıldığı şahitleriyle anlatılır ve geçilirdi. Keşke olsaydı der geçilirdik. Ama İşte bu günlerde bir kısmı bulundu ve basıldı dediler..İyi dediler hoş dediler.

      Efendim, hikayesi biraz karışık Meal'in. Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık misali, resmi ortamlarda biraz konuşulan, aile ve arkadaş sohbetlerinde, abartmalarla anlatılan bir mazisi var. Biliyorsunuz Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasından sonra bazı gelenekleri, borçları mesela, devam ettirildi; bazı kurumları ismen ve resmen devam ettirilmedi. Devam etmeyenlerin başında gelenlerden biri: Türkçeyi Arap harfleriyle yazma geleneği mesala. Bazı kurumların hem ismi hem de ne iş yaptığı değişti. Bazılarının ismi değişti, görevi devam etti. İsmi değişen, içeriği ve görev tanımı sonradan değişen kurumlardan biri de Din ve Diyanet İşleriyle ilgili kurum. Hem o zaman, hem de bu zaman en tartışılan kurumlardan biri oldu Diyanet İşleri Başkanlığı. Ne İsa’ya ne Musa’ya yaranabildi. Zaman zaman Başbakanlığa bağlı olduğundan politik savrulmalardan/kararlardan kendini sıyıramadı. Bu kurumun hikâyesini, ama gerçekten sağlıklı değerlendirmek zor olsa gerek. Diyanet İşleri Başkanlığının yaptığı en iyi işlerden biri, hem halkın hem idarecilerin memnun olduğu kararlardan en önemlisi: bir meal çalışmasının, bir tefsir çalışmasının, bir hadis ve bir fıkıh çalışmasının ayrı ayrı yapılması kararıdır. 1925 yılı 21 Şubat’ta TBMM oturumunda tartışılmış ve alınmış bir karardır. Ayrıca bu çalışmalar için o zamanın parasıyla 20.000 Lira ödenek kararlaştırılmıştır.

         Alınan kararlar çerçevesinde bu dört çalışma ayra ayrı, Bilginlere, eski tabirle, Ulemaya tevdi edildi. Zannımca biraz gönülsüz de olsalar, gönüllü oldukları da söylenebilir, bu işler ve görevler kabul edildi ve yapıldı. Tefsir Çalışması olarak, Elmalılı Hamdi Yazır Hak Dini Kur’an Dili Tefsirini, Babanzade Ahmet Naim, Hadis Çalışması olarak Sahih-i Buhari’nin Tecrid- Sarihi’ni (sonradan Kamil Miras tamamlamıştır), Ömer Nusuhi Bilmen, Hukuk-u İslamiyye ve İstılahat-ı Fıkhıyye Kamusunu tamamlamış ve çalışmalarını yetkili birimlere vermişlerdir. Mehmet Akif Ersoy da Meal çalışmasını yapacağını kabul etmiş, bu çalışma ile bir miktar,  kapora anlamında zahir, ödeneği de almıştır(1000 lira kadar). Mehmet Akif, bu çalışma ile ilgili Arapça ve Türkçeye bayağı hakim, hitabet ve şiir irad edecek kadar beceriye sahip olmasına rağmen 7 yıl uğraşmıştır. Daha önce Dergilerde ve vaaz kürsülerinde tercümeler yapmış olmasına rağmen Meal çalışmasında bayağı hassas davranmış, taslak taslak çalışmış, gerektiğinde tercüme taslağını değiştirmiştir. Anlatılır ki: yaptığı çalışmalardan bir kısmını Elmalılı Hamdi Yazır ile yazışmalarla değerlendirmiş, onun biraz sade mi olmuş, nedir? Değerlendirmelerinde -yok, öyle değil de, sadeleşmenin yaygınlaştığı şu dönemde bence böylesi daha iyi diye, yaptığı çalışmanın arkasında durmuştur. Mısır’da çalışmasını tamamlarken Türkiye’den gözden ırak iken gönülden ırak durmamış, neler oluyor sormuş soruşturmuştur. İlgisini, duası ve alakasını kesmemiş yani. Meal çalışmasında baştaki gönülsüzlük sebeplerinden birisi de Kurtuluş Savaşı Destanı üzerine çalışmak istemesiymiş.

         Meali, taslak halinde olmasına, biraz biraz içine sinmesine, tamam oldu demesine az biraz kalmışken, Türkiye'de yönetimde bulunanların Ezanın,  Hutbelerin Türkçe Okunması kararları ile Namazın da Türkçe dualarla kılınması, Kur’anın da, ne var? Türkçe okunabilse, daha çok insan anlar, zarar mı olur, günah mı ki? yaklaşımlarının birer genelge olarak çıkarılabilme korkusuyla, kendi yaptığı Meal Çalışmasının bu projede kullanılacağı endişesi birleşmiş ve Mealle ilgili yaptığı sözleşmeyi feshetmiştir.1932. Almış olduğu kaporayı harcamış olduğundan borçlanmıştır. Bu borcu bir rivayet Hamdi Yazır yüklenmiş, bir rivayet borç almış kapatmıştır.

      Sebilürreşad yazarı, basanı, her şeyi Eşref Edip (Ferğan) bey Meal Çalışmalarını görmüş, tetkit etmiş, Akif’in izniyle basayım demiş, ama Akif’ten izin alamamıştır. Hatta bu çalışmanın çalınmak istendiği dedikoduları, bile olmuş o  ve sonraki dönemlerde. Mehmet Akif, bu çalışmayı bir şekilde ortadan kaldırmalı, zarar verilecek konumdan uzak tutmalıdır kanaatiyle “benim mealimi Kur’an’ın yerine okutacaklar, ben yarın mahşerde Allah’a, Resulüne ne cevap veririm” endişesiyle  saklanmasını, bir zaman sonra da yakılmasını istemiş/vasiyet etmiştir. Ve 1936’da Hakkın rahmetine kavuşana kadar bu Meal Çalışması korunan ve tedirginlikle saklanan bir çalışma olarak kalmış durmuş. Meal ile ilgili son karar: yakılmalıdır.  

       Türkiye’de Siyasi yönetim nisbeten daha ehven olduğunda ortaya çıkarılmaya niyetlenilir, ama çıkarılmaz. Son taslak-baskıya hazır- nüsha, 1961 yılında Ekmelettin İhsanoğlunun babası İhsan beyin evinde karşımıza çıkar. Ve oradakilerin anlatımıyla yakıldığı söylenir. İlahiyat Fakültelerinde ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinde Mealin hikâyesini buraya kadar anlatıp umudumuzu taşıyor, bir ara karşımıza çıkacak diye fantezi kurguluyorduk.  Prof. Dr. Recep Şentürk, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMÜ) Medeniyetler İttifakı Enstitüsü Müdürü, 25 yıldır sakladığı Mealin istinsah edilmiş bir nüshasını, Akif’in çalışması olduğu belirtilen Kur’an-ı Kerim mealinin yaklaşık 3′te 1′lik bölümünü Ağustos 2012'de yayımladı.

       Prof. Dr. Recep Şentürk, Çalışmanın tanıtıldığı toplantıda yaptığı konuşmada, ….Meal tamamen kaybolmamıştır. 3′te birlik kısmı elimizdedir. Bundan sonra da kaybolmayacaktır. Yaklaşık çeyrek asırdır ağırlığını taşıdığım bir yükü, milletime tevdi etmiş oluyorum. Bu yükten kurtuluyorum” ….Mehmet Akif’in yakın arkadaşı Yozgatlı İhsan Efendi’nin öğrencisi Mustafa Runyun’un vefatında, oğlu Ali Yahya’yı 1988 yılında Erenköy’deki evinde ziyaret ettiğini ve kütüphanede teksir kağıtlarına daktilo ile yazılmış sayfaların yer aldığı dosyayı gördüğünü kaydeden Şentürk, ”Bunların ne olduğunu Ali Yahya beye sordum. Ali Yahya bey bana bunun Akif’in Kur’an tercümesi olduğunu söyledi. Bu dosyayı isteyip örneğini aldım. Yıllar boyunca bu metni çeşitli endişelerle hiç kimseyle paylaşmadan muhafaza ettim… ‘sözleriyle Mealin son halini kamuoyuna bundu.Hayırlısı olsun. Okunması ve incelenmesi dileklerimle.

 

 

 


  Yorumlar

1 rifat 13/11/2012 19:16
mealin kısa bir tanıtımı için güzel bir yazı olmuş. detayı için elbette meale başvurmak gerekecektir. meclisin o dönemde böyle bir karar alarak islamın temelini teşkil eden bu eserler üzerine çalışma yapılmasını -hayır, şer- nasıl değerlendirmek lazım?

2 hüsamettin yaşa 17/10/2012 20:18
Site Yazarlarımızdan Tayfun arkadaşın değerlendirme ve eleştirisi çok yerinde olmuştur. Teşekkür ederim. Gerçekten Mehmet Akif’in Mealini tanıtma adına ve yazıyı yetiştirme acelesiyle, iki bayağı büyük, yanlış yapılmıştır. Düzeltiyorum. Admin de düzeltecektir mutlaka. Adı geçen eser Islahat-ı Fıkhiyye Kamusu, Ömer Nusuhi Bilmen Hocanın’dır. Ayrıca Babanzade Naim Hocanın Hadis konusundaki çalışmasını tamamlayan Kamil Miras’tır. Basılmalarıyla ilgili bir şey yazmadım. Mealin basıldığı ve kamuya mal edildiğini anlatmak kastımdan başka bir niyetim yoktu yazıda. Ama, iyi ki varsın Tayfun. Bizi izlemeye devam et.

3 tayfun demir 17/10/2012 09:45
bildiğim kadarı ile "tecrid-i sarih"i tamamlayan "kamil miras" hocamız olmuştur.

ayrıca ömer rıza doğrul’un hukuk-u islamiyye ve ıstılahat-ı fıkhiyye kamusu isimli bir eseri yoktur. bu zatın "tanrı buyruğu" isimli bir mela çalışması,i hz. peygamberin hayatına dair bir siyer çalışması ve halil cibran’ın ermiş tercümesi meşhurdur. zikri geçen eserin sahibi emekli diyanet işleri başkanı "ömer nasuhi bilmen" efendidir.

eser ise diyanet işleri tarafından ayrılan tahsisat ile değil bu tahsisatın ayrılmasından yıllar sonra(1950’li yıllarda) istanbul üniversitesi hukuk fakültesi hocalarının ricası üzerine "hukuk tarihi anabilim dalında" kaynak olsun diye yazılmıştır. selametle.

4 hüsamettin 12/10/2012 22:48
arkadaşım, yorumuna katılıyor ama meal içerik ve karşılaştırma çalışmasını yeni ve genç arkadaşlara bırakmayı düşünüyorum. yakında yayınlanmaz ise bakalım diyorum. teşekkürler uğur.

5 Uğur 11/10/2012 11:52
Sevgili yazarımız, bundan sonraki yazısında mealin içeriğiyle ilgili değerlendirmelerini aktarırsa bizim için istifadeli olacaktır.

«« İlk Sayfa    « Önceki      Sayfa 1      Sonraki »    Son Sayfa »»
   (Toplam 5 Kayıt )   

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
ZAMANSIZ, MEKÂNSIZ BİR HATIRA
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR