Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» HASAN HAYYAM - BİR JOSEPH MASALI
02 Şubat 2012 Perşembe 11:48
12
14
16
18

 

KÖY.pngBased on a true story,

Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytan ve Dilsizlik Karşısında Susan Haksız Şeytan seyahate çıkmışlardı. Büyük ve konforlu arabalarıyla Anadolu’nun verimli topraklarında yol alırken, tarlasında iki büklüm çapa yapan evrensel bir kadın gördüler. Hemen aracı sağa çekip indiler. Siyah gözlüklerini çıkarıp gözlerini kamaştırdılar. Anadolu’nun yakıcı güneşine alışkın değildi gözleri.Tarlada zar zor yürüyerek Evrensel Kadın’ın yanına yaklaştılar. Biri dikkatle etrafı kolaçan ederken diğer sordu:

-Kahve varmı kahve?

Bunu duyan Evrensel Kadın gülmeye başladı. Koca göbeğini hoplata hoplata gülerken bizimkiler sinirlenmeye başlamışlardı. Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytan, dilsiz olduğu için konuşamıyordu ve söylemek istedikleri başının üzerindeki bir LCD’den okunuyordu.Dilsizlik Karşısında Susan Haksız Şeytan , Dilsizin sinirlenmeye başladığını görünce konuştu:

-Size kahve var mı dedik. Lütfen sorumuza cevap verin.

Evrensel Kadın gülmeye devam ederken tarlanın diğer tarafından bir Konyalı geldi. “Zaten ne zaman bi güleceğim tutsa arkasından bi şekilde bi marazat çıkıyor yani” dedi. Bunu duyan Haksız Şeytan da sinirlenmeye başlamıştı:

-Millete ihanet darbe planının 17. dalgasında gözaltına alınan muvazzaf generallerden Orgeneral Hikmet Başıbüyük bugün Adliye’ye sevk edildi. Ama sizin aklınız hala tarlada tezekte,  dedi.

Bunu duyan Konyalı, Haksız Şeytana koca bi taş fırlattı. “Bari milletin içinde kavga etmeyin, burası yeri değil, Mina’ya gidin” yazısı belirdi Dilsiz’in ekranında. Evrensel Kadın’ın gülmesi geçmişti. Olayın ciddiyetinin farkına vardı o da. Haksız Şeytan’ın kahve isteğini anlayışla karşılamaya başladı.

O sırada yoldan CIA çok gizli karşı-terörizm bürosundan Ajan Douglas geçmekteydi. Tarlada olağan üstü bir şeyler cereyan etmekte olduğunu fark edince aracı durdurup telsizden destek istedi. Hemen o anda bir sürü polis ve sağlık görevlisi olay yerine intikal etti. Ajan Douglas, bu işin kendisine ait olduğunu, amatörlere güvenemeyeceğini anlatmaya çalışırken Şerif yardımcısı “Lanet federaller” diye homurdanmakta ve kahvesini yudumlamaktaydı.

Şerif yardımcısının kahve içtiğini gören şeytanlar kahve istemek için polislere dil dökmeye başladılar. Haksız Şeytan dil dökerken Dilsiz Şeytan konuşamadığı için şüpheli bulundu. Bu sırada sağlık görevlileri Konyalı ve Evrensel Kadın’a ilk müdahaleyi yapmış, omuzlarına kahverengi battaniyeler kondurmuşlardı. Haksız şeytan:

-Abi kahve vermediniz, bari kahverengi bir battaniye verin, gözünüzü seveyim, bakın daha şu kadar saat yol gideceğiz, zaten dilsiz arkadaş çok içti dün gece, hala ayılamadı dedi.

Ajan Douglas, sinirlenmeye başlamıştı.” Criminal” yazılı sarı bantları hışımla hışırdatarak olay yerinden çıktı, siyah arabasına bindi ve gitti. Şerif yardımcısı da adamlarını toplayıp olay yerini terk ederken elinde bir ağaç fidanıyla uzun boylu bir delikanlı çıkageldi:

- Her an kıyamet kopabilir, tarlanızın uygun bir yerine şu elimdeki fidanı dike bilir miyim acaba rica etsem? Zaten benim ev arkadaşlarım namazlardan sonra tesbih çekmiyor, sabaha kadar da evin içinde dolaşıp duruyorlar. Mağduriyetim büyük!

Evrensel Kadın’ın içi ısınmıştı bu delikanlıya. Yine iki büklüm çapa yaparak bir çukur açtı, birlikte diktiler fidanı tarlanın orta yerine.

Aradan uzun yıllar geçti, kıyamet kopmadı, Delikanlının diktiği fidan kocaman ağaç oldu, gölgesinde yolcular dinlenir, sevdalılar buluşup hasret giderir oldu. Bizim Delikanlı da Evrensel Kadın’ın ortanca kızıyla evlenmişti. Bu evlilikten iki çocukları olmuş, biri üç yaşındayken ölmüş, diğeri sekiz yaşına kadar babasından ilim tahsil edip hafızlık yaptıktan sonra Tillo’daki bir Molla efendiye intisap etmişti. İlk gençlik yıllarını medresede dirsek çürüterek geçirdikten sonra, bir dönem üniversite için Almanya’ya gitmiş, lakin orada pek dikiş tutturamadığı ve de babasının gönderdiği bütün parayı Kürk Mantolara çarçur ettiği için, babasının da teşvikiyle Balıkesir’deki zeytinliklerin başına geçmişti.ZYT.png

Günlerini zeytin fidanları dikmekle geçiren babasıyla, ömrünü iki büklüm çapa yapmakla tüketmeye kendisini mecbur hisseden annesi de onunla birlikte yaşıyordu.

Dilsizlik Karşısında Susan Haksız Şeytan’a taş atarak kafasını gözünü yaran Konyalı da o dönemlerde Çanakkale’de feribot işletmekteydi. Evrensel Kadın’a uzaktan akrabalığı bulunan Konyalı, bir gün Balıkesir’den İstanbul’a zeytin götüren bir kamyoncuyla muhabbet ederken bizim Uzun Boylu Delikanlı’dan konu açıldı. Yıllar önce Evrensel Kadın’ın iki büklüm çapa yaptığı tarlaya elindeki son fidanı diken o Uzun Boylu Delikanlıyı nasıl unutabilirdi ki?

Uzun Boylu Delikanlının oğlu işleri ilerletmiş, Havran’da bir sabun fabrikası kurmuş, epey zenginleşmişti. Ama aklı hala kürk mantolardaydı. Günlerini zeytin ağaçları arasında Madonna şarkıları dinleyerek kafa çekmekle geçiriyordu. Babası onun bu haline çok üzülüyor, akşamları kahvede köyün yaşlılarıyla istişareler yapıyordu.

Birkaç yıl böyle geçip giderken, Delikanlı da bütün varlığını içkiye döktü. Balıkesir’in zeytinleri, İzmir’in üzümlerini karşılamaya yetmiyordu artık. Babası bu gidişata bir dur demek için denemedik yol bırakmamıştı.

Günlerden bir gün yıllar önce evrensel kadının tarlasında tanıştığı Konyalı’dan bir mektup aldı delikanlının babası. Mektupta yıllardır onu aradığını, tüm ülkeyi karış karış gezdiğini, sonunda zeytin nakliyatıyla uğraşan kamyoncular sayesinde kendisinden haber aldığını, en yakın zamanda ziyaretine gelmek istediğini lakin artık yaşlandığını ve sağlık sorunları yüzünden kendisini seyahate pek hazır hissetmediğini yazmıştı Konyalı.

Konyalı’nın sağlığı ciddi anlamda kötüydü. Küçük torunu ona gözü gibi bakıyor, hastaneye giderken ona refakat ediyordu. Torunu da evlenme çağına gelmiş, kendisini istemeye gelen delikanlıların hiçbirini beğenmiyordu.

Dedesini hastaneye götürdüğü günlerden birinde, dedesinin röntgen filmini çeken delikanlıya kaptırıverdi gönlünü. Dedesi de damat adayını beğenmiş, hatta fotoğrafını Facebook’ta profil resmi yapmıştı.

Düğün hazırlıkları tamamlanmış, nikah günü beklenirken, damat adayının çok eskiden bir yangın söndürme gönüllüsü olduğu dönemlerden tanıştığı iki arkadaşı, Hasan Hayyam ve Oğuz da damat adayını yalnız bırakmamak için Çanakkale’ye gelmişlerdi.

Konyalı’nın kadim dostu Uzun Boylu Delikanlı ve ailesi de düğün için oradaydılar. Artık hep beraber İstanbul’a gidip, damat adayının İngilizce öğretmenliğinde okuyan arkadaşının hayır duasını almak için yola çıkma vakti gelmişti.

Hep birlikte bir otobüse doluşup yola koyuldular. Çanakkale boğazını feribotla geçerlerken, Uzun Boylu Delikanlı, Uzun Boylu Delikanlının oğlu, damat adayı, Hasan Hayyam, Oğuz ve Konyalı sigara içmek için üst güverteye çıktıkları sırada, gelin adayıyla Evrensel Kadın’ın kızı çeyizlere bakıyorlardı. Hiçbiri o sırada feribotun üzerine doğru gelmekte olan Panama bandıralı kuru yük gemisini farke dememişti.

Feribot çanakkale boğazının serin sularında gözden kaybolurken, Panama bandıralı kuru yük gemisinin kaptanı ordan oraya koşuşturuyor, mürettebata emirler yağdırıyordu. Tam o sırada karşı tepelerde bir yazı ilişiverdi gözüne:

Be te nabe…


  Yorumlar

1 mustafa sarıgül 13/03/2012 12:49
bu ne ya ben hiç birşey anlamadım bu hikayeden?????


2 tayfun demir 08/02/2012 19:04
ne zamqan güleceğim tutsa hep altından pislik bir şeyçıkıyor zaten...

eyvallah üstad...

güzel olmuş...

güldüm sebepsiz :)

3 zeliha 03/02/2012 18:46
hikaye yazmaya başladın sanırım bırakmazsan iyi olur.

4 cihad 03/02/2012 00:24
sen bu işi yaparsın bence.diğerine göre on kat daha güzel.değişik hikayeler yazarsan,onları da zevkle okuruz:)

«« İlk Sayfa    « Önceki      Sayfa 1      Sonraki »    Son Sayfa »»
   (Toplam 4 Kayıt )   

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
ZAMANSIZ, MEKÂNSIZ BİR HATIRA
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR