Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» FERT, TOPLUM VE DEVLET - BÜŞRA ACAR
19 Haziran 2011 Pazar 21:49
12
14
16
18

 

           

 

FERT, TOPLUM VE  DEVLET

 

Şu sıralar kavgasını çok duyduğum, henüz tam bir sonucuna varamadığım bir konu üzerine yazacağım: Fert, Toplum ve Devlet.

İnsan dünyada yaşamaya başladığından beri yani ilk insandan bu yana bu kavganın sancısı ile yaşıyor.Biraz komik geldi belki size bu tespitim.”Daha toplum  ve devlet  sistemine geçememiş  ilk insanlarda bu kavga  ne arasın” dediniz belki.Tamam, o zaman bir devlet ve toplum sistemi yoktu ama fert yani insan vardı.Yani fert ve ferdi menfaatleri ile hırsları, zevkleri, kibri ,doyumsuzluğu, bencilliği ile insan. Hırsı yüzünden öldürmedi mi Kabil Habil’i. Önceleri bireyler arasında, sonraları şehir devletleri arasında ve günümüzde modern devletler arasında süren bu kavga henüz bir sonuca varamadı.  Bu kavga sonuca varamadı ama bize yeni sorunlar getirdi. Bunlardan biri “fert mi toplum mu’’ meselesi.

Aslında tepeden bakıldığında o kadar zor bir sorun gibi gözükmüyor. Bilimin her şeyi çözebileceğine inandırdığı ama hiçbir insani ve ahlaki sorunu çözemeyen günümüz insanı da, devletin ne anayasa ne de kanunla korunduğu sistemde yaşayan insan da bu soruna çözümü getirebilmiş değil. Çözümü yalnız bireyin içinde yaşadığı sistem değil kendisi de getirememiş durumda. Kendini var kılmak için sürekli koşullar koymuş ve hala koymakta. Ama kendinin ve tüm varlıkların, orada öylece, bağımsız olarak varolduğu dolayısı ile kimsenin inkar edemeyeceği bir gerçeklik olduğunu unutmuş durumda. Belki de unutturulmuş... Çünkü insan kendi değerini unutursa değerli saydığı başka şeylerin var olması için çalışacak. Bu değerli şey için insanın birey olarak pek bir önemi yok. Çünkü onun var olması için çalışan o kadar çok insan var ki, oturup tek tek birey olarak insanın çıkaranı gözetecek değil. Ama insanlar bir olup o değerli şeyin çıkarını gözetmek zorunda.

İşte burada şu yanlış algıyı düzeltmek lazım geliyor:” insanlar var olduğu için devletler var, devletler var olduğu için insanlar var değil.”

Bu bir yöntem. İnsana asıl yaşama amacını unutturmaya yönelik. Eğer insan  kendi yaşama amacını unutursa beynini meşgul edecek başka amaçlar edinecek ve git gide Yaratanın ona yüklediği değerini yitirecek. İnsan fıtratını kaybedecek. Sonra ‘’bir küçük rahimden alınıp okyanusa salınan insan, unutacak çiğnenmiş bir et parçasından’ meydana geldiğini. Hayvanlarla kıyaslayacak kendini ve çoğu zaman üstün tutacak hayvanı, bitkiyi kendinden. Başka bir varlığa dönüşecek. Büyüyecek bu yeni tür. Gelişecek, yayılacak. Üstelik çok da tutacak. Adım adım dönüşecek insanlar bu canlı türüne. Dünyada küçük bir azınlık dışında tüm insanlar çok sevecekler “daha’’ kelimesini. Daha çok yemek, daha çok harcamak, daha çok gezmek, daha lüks bir yaşam isteyecekler. Nimetin bereketi ile değil kalorisi ile yoracaklar kafalarını. Ya da kısa yoldan hangi köşeyi dönüp, neyi ne yapacaklarını bilemeyecekler. Bu boş fikirler törpüleyecek beyinlerini ne de olsa. Ve ruhu örselenen insan, ruhuna bir fayda arayacak ve çoğu kez eli boş dönecek çaldığı kapılardan. Zamanla kırılmaz, parçalanmaz putlar oluşturacak kendine. Ekonomik ve siyasi zırhlar geçirecek üstüne. Sonra da adına devlet diyecek. Devletle var olacak, devletini koruyacak.

Bu düşünce sistemi biraz eskide kalsa da hala hatırı sayılır bir kitle peşinden koşuyor. Ama bu sistemin kan kaybettiğini can çekişen, özgürlük, hak, hukuk mücadelesi veren Ortadoğu ülkelerinin şu anki durumlarından anlıyoruz. Mısır, Tunus, Libya, Sudan, Bahreyn ve Suriye...Bu ülkelerin de sonu hayra kavuşur inşallah...

Devlet, insanlara yaşama alanı sağlayan, onları bir arada tutan, insanı toplumsallaştıran, ekonomik ve siyasi bir yapı. Şimdilerde sadece ekonomik yönüyle ön planda olmasına karşın devleti insanlar oluşturduğuna göre birazda insani bir tarafı olmalı. Devletler insani tarafını yitirince yani ‘’DEVLEŞİNCE’’ ,bir başka değişle insanı unutunca çıkıyor tüm bu kavgalar. Ademoğlu ihmale gelmiyor. Devletler bir kenara insan da kendini unutmamalı. Yaşama amacını, neden varolduğunu unutmamalı. Unutmamalı omuzundaki yükü, ruhunun ihtiyaçlarını gidermeli. Ruhunu hoş tutmalı, insan fıtratını kaybetmemeli. Ve  onu hiç unutmayana  dönmeli en aydınlık ve en karanlık yüzü ile...Sonra duymalı ilk emri iliklerine kadar hissederek ‘’OKU.’’ Ve sonra düşünmeli :  Hiç okuma yazma bilmeyen birine-EFENDİMİZ’E- üstelik ortada okuyacak da bir şey -KUR’AN da- yokken neden OKU denildiğini...Ve tefekkürüne devam edip o da istenildiği gibi ’oku’malı önce insanları,sonra toplumları ve devletleri....

 


  Yorumlar

1 Erdal ÖNAL 11/09/2011 15:40
elinize sağlık...

2 hakan kılıç 19/06/2011 22:40
iyi,güzel bir yazı.

«« İlk Sayfa    « Önceki      Sayfa 1      Sonraki »    Son Sayfa »»
   (Toplam 2 Kayıt )   

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
ZAMANSIZ, MEKÂNSIZ BİR HATIRA
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR