Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» DÜCANE CÜNDİOĞLU - KUR’AN ÇEVİRİLERİNİN DÜNYASI
14 Şubat 2012 Salı 11:59
12
14
16
18

 

ZEMAHŞERİ

Daha evvel, yazarı olduğum bir sözlükte Dücane Cündioğlu için “Gecenin üçünde iyi bir dost olmuştur.”  diye yazmıştım. Yine aynı düşünceyle üstadın keskin zekasının sınırlarını keşfederken, bu güzel insanı, dostların da bir kez daha hatırlaması gerektiğini düşündüm.

            Üstad, ehlince malum olduğu üzere 80 Darbesi’nden sonra kendini Kur’an ilimlerine vakfetmiş ve bu alanda söz sahibi olmuştur. “Kur’an Tetkikleri” başlığı altında yayınladığı 5 kitabın her biri kanaatimce tefsir ve tefsir usûlü derslerinde kaynak kitap olmaya layıktır. Ancak bu dizinin beşinci ve son kitabı, Kur’an Çevirilerinin Dünyası, diğer dördünden farklı olarak, günümüzde Türkiye özelinde, müslümanların Kelam-ı İlâhi’ye olan bakış açılarına yerinde eleştiriler getirerek, Kur’an sevdalılarını yeniden sevdalarına sahip çıkaya davet etmektedir.

            “Başka ne söyleyebilir ve ne yapabilirim?

              Bir mevsim-i  baharına geldik ki âlemin

              Bülbül hâmuş, havz tehî, gülistan harab.

                Koşulların tüm olumsuzluğuna rağmen gün gelip Kur’an sevdalılarının Kur’ana
              sahip çıkmak azm-u gayretini göstereceklerinden henüz umudumu kesmiş değilim.”

            Üstad, bu eserinde öncelikle Kur’an çevirilerinin yöntem sorununa değiniyor. Şüphesiz ki Kur’an sözlü kültüre ait olan ve bir insan vasıtasıyla Allah’ın diğer insanlarla konuştuğu bir kelam. Bu sebepten dolayı yazıya geçirildiğinde bazen büyüsünü yitirebiliyor. Bu –hâşâ- Kur’an’a arız olan bir noksanlık değil elbette. Ancak bazen insanları coşturan bir hutbeyi yazıya döktüğümüzde etkisini nasıl- kısmende olsa- yitiriyorsa, Kur’an içinde aynı durum zaman zaman söz konusu olabiliyor. Üstad bunun da örneklerini veriyor.Üstad, özellikle yazılı kültürün hakim olduğu Avrupa’da ki bir kısım  entellektüellerin kelam-ı ilâhiye getirdikleri bazı yersiz eleştirileri,tamamen yazılı kültür ekseninde Kur’an’ı değerlendirmek ve sözlü kültüre ait olan bir eserin yazılı kültüre adaptasyon sorunu çözülmeden hazırlanmış ehliyetsiz çevirilerden okumak talihsizliğine bağlıyor.

            Daha sonra Kur’an çevirilerinin dil problemine eğilen üstad, verdiği misallerle hem Arap hem de Türk diline tam manasıyla hakim olamayan kimselerin yaptığı çevirilerin ve onların müelliflerinin “Kur’an bir vadide,onlar başka bir vadide…” hadisine ne kadar da münasip düştüğünü gözler önüne seriyor. Özellikle deyimsel ifadelerin birebir çevrilmesiyle zâyi olan manayı görünce okurların kafasında meâl kültürüne(!) karşı soru işaretleri oluşmaması mümkün değil.

            Asıl sakatlık ise Türkiye müslümanlarının Kur’ana olan hastalıklı bakış açısı. (İstisnaları tenzih ederim.) İnsanların yapılan çevirilerle, Kur’anı bir tutma hastalığı kendilerini manadan koparıp, murad-ı ilahiden ve kast-ı mütekellimden çok uzak sahillere çıkarıyor. Düşülen çeviri hatalarını eleştirmeyi, Kur’an’ı eleştirmek olarak algılayan bu bakış açısı, ayetlerde zikrolunan kavramları tasavvur ederken de ister istemez maksada vasıl olamıyor. Üstadın defa’atle dikkat çektiği,”nisâukum harsun lekum…” ayetinin, “kadınlar sizin tarlanızdır” diye verilen mealinin kulak tırmalayıcı ve yakışıksız etkisi dikkatle üzerinde durulmaya değer bir mesele. Üstad bu meselede:

“Önce şu hususa bir açıklık getirelim: Arapça’daki hars kelimesinin Türkçe’deki karşılığı tarladır, yani biz, bu kelimenin “ tarla, mezrâ, ekinlik, ekin yeri” manasına gelmediğini söylüyor değiliz. Bilâkis bizim eleştirimiz buradan sonra, yani hars kelimesinin Türkçe’de ancak tarla kelimesi ile karşılanabileceğini kabul ettikten sonra başlıyor. Çünkü biz, “kadınlarınız sizin tarlanızdır”ifadesiyle yapılan benzetmenin(kadınların tarlay’a benzetilmesinin) Türkçe açısından ‘şık olmayan’, ‘hatta kaba ve yakışıksız’ bir benzetme olduğunu söylüyoruz.

            “Türkçe açısından” diye üzerine basa basa vurguluyorum; zira Arapça ve Türkçe’de bu kelimenin mecâzi kullanımı bakımından tam bir mütekabiliyet bulunmamaktadır.

            Bilindiği üzere kelimeler, biri hakikî, diğerimecâzi olmak üzere farklı mânalar taşırlar.  Hars  kelimesi deböyledir ve bu kelime hem Arapça’da, hem de Türkçe’de “tarıma elverişli olan, sınırlı ve belirli bir toprak parçası” anlamına gelmektedir. Bu anlamhars kelimesinin  hakiki anlamıdır ve burada bir sorun yoktur. Sorun kelimeninmecâzi  anlamındadır; zira Arapça’da bu kelimeyle kadının ‘kadınlık uzvu’ kastedilerek  doğurganlığına atıf yapılmakta ve böylelikle kelimeden ikincil bir anlam(mecâzi anlam) elde edilmektedir. Nitekim Kur’an’da hars kelimesi hem  hakikî hem de mecâzi  anlamıyla kullanılmıştır. [Msl. Kur’an’da ahiret ekini, dünya ekini  manasındahars’ul-âhire, hars’ud-dünya(Şura: 20) tabirleri geçer.]…”(sayfa: 76 v.d.)

            Bunun gibi çeşitli misallerle Kur’an ile okuyucusu arasına giren meallerin aslında, saf anlamdan ziyade bozuk tasavvurlar ürettiği anlatılıyor kitapta. Bir iki örnek yüzünden, “tefsir kitapları İsrâiliyyat ile dolu” yalanına inandırılan müslümanlar, nakıs yorumcuların teknikten, dilden yoksun ve çeşitli illetlerle mâlul çevirileriyle başbaşa bırakılıyorlar.

            Kur’an ile muhatap olmak isteyen ve gerçekten talepleri murad-ı ilâhi olan kardeşlerimin, bu muradlarına vasıl olmalarında onları bir adım daha ileriye taşıyacak bu kitabı ve içerisinde bulunduğu seti dikkatle tetkik etmelerini istirham ediyorum.

            Allah üstad gibilerden razı olsun. Dua ile…


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
ZAMANSIZ, MEKÂNSIZ BİR HATIRA
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR