Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» ASUMAN GENÇ - OSMANLI’DA EĞİTİM VE ÖĞRETİM -II-
02 Ağustos 2014 Cumartesi 23:00
12
14
16
18

OSMANLI EĞİTİM ÖĞRETİM -2-

ASUMAN GENÇ

KLASİK DÖNEM OSMANLI EĞİTİM VE ÖĞRETİM KURUMLARI

            17. yüzyıla kadar Osmanlı Devleti’nde mevcut örgün eğitim kurumları şunlardı: Sivil eğitimin yapıldığı sıbyan mektepleri, medreseler; askeri eğitim yapıldığı acemi oğlanları ocağı, yeniçeri ocağı ve Enderun Mektebidir. Camiler, tekkeler, zaviyeler, loncalar ile öğretim yapılan saray ve konaklar da yaygın eğitim kurumlarıydı.

           1.Enderun

Osmanlı Devleti’nde sarayın iç teşkilatı olan Enderun, okul olarak da görev yapardı. İlk defa I. Murat tarafından Edirne Sarayı’nda oluşturulan Enderun, nakli bilimlerin öğretildiği seferli, kiler ve hazine odalarından oluşuyordu. Daha sonra Fatih Sultan Mehmet, Enderun’a sanat öğretimini yerleştirerek buradaki eğitimi daha da geliştirdi. Bunun sonucu olarak Enderun, Osmanlı Devleti’ne büyük devlet adamları, ünlü sanatçılar, güçlü komutanlar yetiştiren bir okul olarak ün kazandı. Osmanlı sarayında açılmış olan Enderunlar, 20. Yüzyılın başına kadar hizmet vermiş ve 1909 yılında kapatılmıştır.

        Enderun okuluna ilk dönemlerde Hıristiyan ailelerden devşirme sistemiyle toplanan çocuklar alınırdı. Bu sistemde çocuklar büyük bir özenle seçilirdi. Tek çocuklu ailelerden çocuk alınmadığı gibi, çok çocuklu ailelerden de sadece sağlıklı bir erkek çocuk alınırdı. 8 ile 18 yaşlar arasındaki bu çocuklar, Türk-İslam geleneklerini yaşayarak öğrenmeleri amacı ile Türk ailelerin yanlarına verilirdi. 

    Bu çocuklar hem Anadolu’dan hem de Balkanlar’dan toplanırlardı. Anadolu’daki Türk aileleri nin yanlarına yollanırlardı. Türk ailelerin yanında Türk-İslam özelliklerini kazandıktan sonra, acemi oğlanlar ocağı olarak bilinen yerlere gönderilirlerdi. Yetenekli olanlar acemi oğlanlar ocağında aldıkları askeri eğitim sonrası, Enderun’a alınırlar, burada saray görevlileri ve hocalar tarafından uygulamalı olarak akli ve nakli bilimlerin yanı sıra beden eğitimi, sanat, İslami bilgiler ve saray hizmetlerini öğrenirlerdi.

      Enderun’da devşirmelerin eğitimi koğuş denilen odalarda yapılırdı. Bu odalar: Büyük Oda, Küçük Oda, Doğancılar Odası, Seferli Odası, Kiler Odası, Hazine Odası, Has Odadır. Her odanın eğitimi öğrencilerin kabiliyetlerine göre bir ya da iki yıl olabilirdi.

        Enderun’un bütün odalarında eğitim gören öğrencilere bu süreç içinde Kur’an-ı Kerim ve İslami bilgiler, edebiyat, musiki, astronomi, geometri, coğrafya gibi dersler ile yiyecek hazırlama, temizlik, berberlik, saray düzenleme gibi pratik bilgiler ve ok atma, binicilik, müzik aletleri çalma gibi beceriler öğretilirdi.

         Enderun’da, alanlarında uzman hocalardan çok iyi düzeyde eğitim alan öğrenciler, iyi bir Müslüman, usta bir sanatkâr ve bilgili bir devlet adamı olarak yetişirlerdi. Has Oda’yı bitirenlerden, yapılan elemeyi kazananlar saray hizmetleri için sarayda kalırken, diğerleri ise taşraya çıkma denilen bir sistemle saray dışına önemli bir görevle atanırlardı. Bu uygulama, padişah değişikliklerinde ya da beş ile yedi yılda bir yapılırdı. Enderun’da verilen eğitimle, Osmanlı Devleti çok önemli devlet adamları, veziriazamlar, vezirler, komutanlar, sanatkarlar ve edebiyatçılar kazanmıştır. Bu okuldan 79 veziriazam, 39 kaptan-ı derya ve Mimar Sinan gibi üstün kişiler yetişmiştir.

            Enderun dışında çeşitli mesleklerde sivil memur yetiştiren kurumlar da vardı. Bu eğitim öğretim kurumları okul değildi ama mesleki bilgi veren bu kurumlar usta-çırak ilişkisi içinde teorik ve uygulamalı olarak eleman yetiştirebiliyorlardı. Buralar veziriazamlık makamına yardımcı eleman yetiştiren; Babıâli, maliye elemanları yetiştiren Babı Defterdarı; ve şeyhülislam dairesine eleman yetiştiren Babı Fetva idi.

                2. Medrese

             Osmanlı eğitiminin ilk basamağını sıbyan mektepleri oluşturuyordu. Belli bir süre olmayan bu okullar mahallelerde ya da camilerde bulunuyordu. Öğretmenleri özel olarak yetiştirilmezdi. Burada eğitim veren öğretmenlerin okur-yazar olmaları yeterliydi. Sıbyan okulları temel İslami bilgilerin ve Kur’an-ı Kerim okumanın öğretildiği yeterliydi.

         Türk- İslam tarihinde “ders verilen yer” anlamındaki medreselerin ilki, Karahanlılar zamanında açıldı. Orta derecedeki bu medresenin gelişmiş şeklini Büyük Selçuklular döneminde (1067) açılan Nizamiye Medresesi oluşturdu. Selçuklu medreseleri Osmanlı medreselerine kaynak olmuş ve Osmanlılar tarafından da geliştirilmişlerdi.

      Osmanlı Devleti’nde eğitim ve öğretim etkinliğinin yapıldığı en temel kurum medreseydi. Medresede verilen eğitim orta öğretim ve yüksek öğretim düzeyindeydi.

        Medrese eğitimi sonrası yetişen kişiler, Osmanlı yönetiminde söz sahibi olduğu gibi, ilmiye sınıfını da oluşturuyorlardı. Medreseler hariç, dahil ve sahn olarak üç bölümden oluşuyordu.

        İlk Osmanlı medresesi Orhan Gazi döneminde İznik’te açılmıştı. Müderrisliğine ünlü düşünce ve bilim adamı Davud-u Kayseri getirilmişti. Orhan Bey döneminde Bursa’nın fethinden sonra burada da medreseler açılmıştı. Sonraki dönemlerde de yeni medreselerin açılışı hızla devam etti. 15. yüzyılın son yarısı ile 16. yüzyıl, Osmanlı medreselerinin zirveye ulaştığı dönemlerdi. Bu yüzyıllarda Fatih Sultan Mehmet’in açtığı Sahnıseman Medresesi ile Kanuni Sultan Süleyman döneminde açılan Süleymaniye Medresesi’nde eğitim, çağın en üst seviyesindeydi.

          Fatih Sultan Mehmet’in yaptırdığı, Sahnıseman Medresesi’ne öğrenci yetiştirmek amacıyla temime denilen orta dereceli medreseler açıldı. Sahnıseman Medresesi’nin öğrencilere danişmend, temimmenin öğrencilerine ise softa (suhte) denirdi. Kanuni Sultan Süleyman döneminde açılan Süleymaniye Medresesinde ilahiyat ve hadis gibi İslami derslerin yanında matematik ve tıp gibi pozitif bilimlere ait derslerde okutuluyordu.

            Osmanlı medreselerinde okutulan temel dersler Kur’an-ı Kerim, tefsir, hadis, kelam, fıkıh ve Arapça idi. Tefsir dersinde Kur’an-ı Kerim’deki ayetlerin anlamları verilir ve bu anlamların açıklamaları yapılırdı. Bu alanda eser yazanlara müfessir: Hz. Muhammed’in sözlerini inceleyen bilim dalına hadis, bu bilimle uğraşanlara muhaddis ve fıkıh (İslam hukuku) bilimiyle uğraşanlara fakih denirdi. Fıkıh biliminin asıl kaynakları Kur’an-ı Kerim (Allah’ın emirleri), sünnet ve hadis (Hz. Muhammed’in söz ve davranışları), icma (İslam hukuku bilginlerinin bir konu üzerinde oy birliği ile karar vermeleri),  kıyas (daha önce verilmiş kararlara göre karşılaştırma yoluyla hüküm verme)’tan oluşuyordu.

            İslam felsefesi olan kelam bilimi, kaynağını Kur’an ve hadislerden almıştı. Bu bilim dalının amacı Allah’ın varlığını ve tek olduğunu ispatlamaktı. Farklı mezheplerden olan İslam alimleri kendi anlayışlarına göre, kelam kitapları yazmışlardı. Medreseler İslam dininin özünün bozulmasını engelleyen kurumlardı. Mezhepler ve düşünceler arasındaki farklılıklar Medreseler sayesinde önleniyordu. Osmanlılarda bilim dili olan Arapça da medreselerde öğretilirdi.

            Osmanlı medreselerinde bu bilimlerin yanında pozitif bilimlere ait tarih, coğrafya, matematik, kimya, felsefe, astronomi, tıp gibi dersler okutuluyordu. Medreselerdeki eğitim 16. yüzyıldan sonra gerilemeye başladı. Fizik, kimya, matematik gibi akli bilimlerin ders programlarından çıkarılması bunun en belirgin işareti olarak kabul edilmektedir. Medreselerin bozulmasının başka nedenleri de vardı. Medrese ile ilgili olmayan kişilere müderrislik verilmesi, beşik ulemalığı denilen sistemin ortaya çıkması medreselerin en önemli bozulma nedenlerindendi. Bu sistemde, ulema çocuklarına daha beşikteyken müderrislik unvanı veriliyordu.

            Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan Tanzimat Dönemi’ne kadar ülkenin, bilim, adalet ve yönetim işlerine yön veren kişileri yetiştiren medreseler, Tanzimat sonrası ülkedeki batılılaşma çalışmalarının önünü tıkayan kurumlar durumuna geldiler ve çağın ihtiyaçlarını karşılayamadıklarından 1924 yılında çıkarılan bir yasa ile kaldırıldılar.

-devam edecek-

 

 
 

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
ZAMANSIZ, MEKÂNSIZ BİR HATIRA
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR