Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» ASUMAN GENÇ - OSMANLI’DA EĞİTİM VE ÖĞRETİM -I-
24 Haziran 2014 Salı 18:00
12
14
16
18
OSMANLILARDA EĞİTİM VE ÖĞRETİM
ASUMAN GENÇ
                      A.OSMANLI EĞİTİMİNİN HEDEFLEDİĞİ İNSAN TİPİ 
                Osmanlı Devleti çok geniş sınırlara ulaşmış, doğal olarak da bu sınırlar içerisinde birçok milleti barındırmıştı. Bunları merkezi bir otorite ile yönetmek elbette zordu; Çünkü Devletin geniş coğrafyası içinde (günümüzde bu topraklarda yaklaşık 40 devlet var) etnik yapı, din, dil ve yaşadıkları coğrafi bölgelerin özellikleri ile yaşam şekillerinde farklılıkları vardı. Bu farklı özelliklere sahip Osmanlı halkının devletin istediği insan tipi haline gelmesi, eğitim-öğretim sayesinde oluyordu.
                   Devlet sınırları içerisinde yaşayan Müslüman yada Müslüman olmayan tüm insanları, koruma ve gözetme görevini üstlenmişti. Buna karşılık, Osmanlı Toplumu padişahın egemenliğini kesin olarak kabul etmek zorundaydı. Osmanlı Devleti’nde padişah yaptığı işi Allah’ın verdiği kutsal bir görev olarak düşünüyordu. Halk kendisine Allah’ın bir emanetiydi. Farklı dil, din ve kültürlerin bir arada yaşaması için temel esas hoşgörüydü. Bu karizmatik anlayış doğrultusunda bütün ülkede uygulanacak bir eğitim anlayışı geliştirilmişti. 
           Osmanlı Devleti, sosyo-ekonomik anlayışa uygun olarak, insanları doğduğu yerlerde zorunlu yerleşime yönlendiriyordu. Bu insanlar yörelerinde hem tarım hem de sanayi faaliyetlerini gerçekleştiriyorlardı. Tarım ve sanayi kesimini oluşturan bu insanlar meslekleriyle ilgili bilgileri öğrenmek için okullarda eğitim almıyorlardı. Lonca örgütü içerisinde “yaparak, yaşayarak” öğreniyorlardı. Medrese eğitimi ise, ulema sınıfına özgü kabul edilirdi. 
             Osmanlı Devleti’nin arzuladığı insan tipi uyumlu, kendi dini esaslarını uygulayan, dürüst, çalışkan ve hoşgörülü insanlardı. “Osmanlı genel eğitim anlayışı” içinde Tanzimat Dönemi’ne kadar ideal insan tipi bu niteliklerle yetiştirilmişti. 
           Osmanlı Devleti, genel anlamdaki eğitim sistemini uygulayarak amaçladığı insan tipini yetiştirmeyi başarmıştı. Bu sistemde eğitim devletin okullarında verildiği gibi, esnaf örgütleri, camiler, tekke ve zaviyelerde de verilirdi. Hatta köy köy dolaşan halk şairleri, ticaretle uğraşan tüccarlar, haber taşıma özellikleri nedeniyle eğitim sisteminin birer parçası durumundaydılar.
              Tanzimat’la birlikte gruplar arasındaki iletişimin artması, yönetimdeki anlayış değişiklikleri, teknolojik alanlardaki değişmeler v.b. gelişmeler sonrası, farklı insan tipleri oluşmaya başladı. Bu insanlar padişaha itaat etmenin yanında, devletin ve toplumun geleceğinde kendi sorumluluklarının olduğuna inanan insanlardı. Bu nedenle düşünceleri ve bilgileri doğrultusunda, devlet yönetimine katılarak hizmet ettiler. Gelişmeler sonrasında okur-yazarlık ulema sınıfının tekelinden çıktı. Bundan sonra Osmanlı Devleti’nde batı tarzında eğitim alanlar, yönetimde daha güçlü hale geldiler.
                       B.OSMANLI EĞİTİMİNİN MUHTEVASI
                  Osmanlı Devleti’nde düzenli eğitim, askeri yahut sivil okullarda ve Enderun’da yapılıyordu.  Sivil okulların özünü oluşturan medreselerde, akli ve nakli bilimler öğretiliyordu. Fizik, kimya, astronomi, biyoloji, coğrafya, tarih, matematik, tıp gibi dallar akli bilimleri; İslami bilimlerin dalları olan bilgiler öğrencilere takrir(anlatım) yoluyla öğretiyordu. Vakıfların desteklediği bu eğitim kurumları yurdun her tarafına yayılmıştı.
                 Bu kurumlar belli bir sisteme göre eğitim ve öğretim yapıyorlardı. Bu eğitimin amacı ideal insan tipini yetiştirmekti. Devletin askeri ve ilmiye sınıfına yönetici yetiştiren bu düzenli kurumların yanında, Osmanlı eğitim anlayışına hizmet veren başka kurumlar da vardı. Bunların başında esnaf örgütleri (lonca) gelirdi. Usta çırak ilişkisi içinde; “yaparak, yaşayarak” öğretme metodunu uygulayan loncalar, mesleki eğitimlerinin yanında ahlaki eğitim de veriyorlardı. Ayrıca camiler, zaviyeler, tekkeler, sıbyan mektepleri, saray okulları ve konaklarda da eğitim yapılırdı. Hatta halk ozanları, dervişler ve tüccarlar yapmış oldukları seyahatlerde, edindikleri bilgileri, Osmanlı eğitim anlayışına uygun olarak bulundukları alanlarda yaygınlaştırıyorlardı. Klasik döneme ait olan eğitim kurumlarının yanında, 19. yüzyıla gelindiğinde askeri ve sivil alanda eğitim kurumları açıldı.
-Devam edecek-
 

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
ZAMANSIZ, MEKÂNSIZ BİR HATIRA
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR