Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» ASUMAN GENÇ - ORTADOĞUYU ANLAMAK
06 Mayıs 2014 Salı 21:00
12
14
16
18
21. YÜZYILDA İSLAMİYET’İN FARKLI YÜZLERİ
-ORTADOĞUYU ANLAMAK-
ASUMAN GENÇ
Ortadoğu, özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra Batı Dünyası tarafından terör, dogmacılık ve katılıkla özdeşleştirilmektedir. Dünyanın istikrarına ve barışa tehdit olarak lanse edilmektedir. Batı medyası Ortadoğu’yu İslamcı fanatizm ve şiddetle birlikte anmakta.
İslam, insan davranışlarının olumsuz ve fanatik taraflarıyla diğer dinlerden daha fazla eş tutuluyor. İslam ve Ortadoğu dünyasının bu çarpıtılmış ve yıkıcı olabilecek imajı, ancak İslam’ın Ortadoğu tarihi ve yaşamındaki rolü daha iyi anlaşıldığına ve önyargılarla indirgemeci algılardan arınmış özgür bir bakış açısı geliştirilirse düzelme şansına sahip olur.
Entelektüel Bir Söylem Olarak Siyasal İslam
Bölgenin küresel sistemle ekonomik açıdan bütünleşmesi
Batılı güçlerin yerel yönetimlere siyasi ve fiziksel müdahalesi 
Toplumların bir bütün olarak ulusallaşması,
20. yyda Ortadoğu gerçeğine biçim veren ana unsurlardır.
20. yyın sonunda, İslami söyleme üstünkörü bakmak Batı karşıtı çok güçlü bir tavır ve yönelim yarattı. İslami akımlar ve kişiler, ABD’yi, Batı’yı ve İsrail’i İslam medeniyetinin şeytani düşmanları olarak görmeye başladılar. Bu tavır ve yönelimler 1920’li yıllarda Arap dünyasında ortaya çıkan ilk siyasal İslam birliklerinde de vardı. Çeşitli gruplar ve düşünürler Arap toplumunu ‘’öldürücü ve yok edici virüslerin saldırdığı sağlıklı bir beden’’ olarak tanımladılar. Benzer duyguların kalıntıları 1990’larda Müslüman Kardeşler’e yakınlığı ile bilinen el-Vafd gazetesinde de bulunabilir. Fakat siyasal İslam’la özdeşleştirilen şiddet ve fanatik eylemlere hak verenlerin sayısı çok azdır. 
Hasan el-Benna(1906-49) siyasi dinin başarılı bir propagandacısıydı. İsmailiye’de 1928’de küçük örgütlerle başladı. 10 yıl sonra yaklaşık iki milyon Mısırlı taraftarı olan bir örgütün başındaydı. Biraz sosyalizm, çokça saldırganlık ve radikallik ile geleneksellik ve dindarlık gibi birçok öğeyi barındıran bir  görüşler kokteylini Mısırlıların sorunlarını çözmek için önerdi. 
Mısır toplumunun İslamileşmesini, İngiliz hakimiyetinden çıkmasını, sosyal adaleti ve Filistin sorunu gibi pan-Arapçı meselelere adanmışlığı savunan risaleler yazdı. Eski İslam toplumunu yeniden canlandırmak istiyordu. Fakat düşüncelerinin mistisizm, sosyalizm ve milliyetçilik gibi tarafları da vardı. Makalelerinin çoğunda İslami Ortodoksluğa dönüş çağrısını işliyordu. Mısır’ın Halife’nin idaresi altında şeriat yasalarına göre yönetilmesi gerektiğini savunuyordu. 
El-Benna hem Mısır’da hem de Arap dünyasının genelinde siyasal İslam grubuna 1930’larda önderlik etti. Bir İngiliz karşıtı olarak II. Dünya Savaşında Alma
n ordusunda gönüllü olarak görev aldı. 1949’da büyük olasılıkla Mısır gizli servisi tarafından öldürüldü. Hareketin başına Hasan el-Hudeybi geçti. Hudeybi daha ılımlı, şiddetten uzak fikirlere sahipti.  
Seyyid Kutub’da İslam Devletini kurmak için devlete karşı sabotajlar düzenlemeyi göze alarak bir seferberlik başlatılmasını savunan görüşleriyle Siyasal İslami grupları etkileyen başka bir isimdir. Bozulmuş olan İslam toplumundan uzaklaşmayı yani tekfir ve hicreti savunuyordu. Bazıları O’nun görüşlerinden etkilenerek Mısır’ın ücra çöllerindeki mağaralara gittiler. Bunu yapan, 1970’lerde Müslüman Kardeşlerin yan kuruluşu olan Tekfir ve Hicret hareketiydi. Tekfir ve Hicret hareketinin Mısır devlet başkanı Enver Sedat’a yönelik 1981’deki suikasta karıştıkları iddia edilmektedir. Kutub’un takipçileri ve başka gruplar 1970’lerde hükümet kurumlarına saldırılarda bulundular. Siyasal İslam’ın bu saldırıları küresel medyanın ilgisini çekti. 1979’da İran’da gerçekleşen İran İslam Devrimi, 1982’de Müslüman Kardeşler ile Esad rejimi arasındaki çatışmalar, Filistin’de Hamas ve Ürdün’de Hizbullah’ın İsrail’e karşı saldırıları küresel medyanın bu ilgisini katmerlendirdi. 
Kutub’un fikirleri özellikle Suriye ve Ürdün’deki Müslüman Kardeşler’in taraftarlarınca da destek buldu. Suriye’de 1967’de genç bir subayın bir gazetede yazdığı sosyalizmi savunan makale Suriye’de şiddetli tepkilere neden oldu. Bir çok şehirde BAAS rejimini, Amerika’yı ve İsrail’i suçlayan gösteriler yapıldı. 
Hafız Esad 1970’te iktidara geldiğinde dini teşkilatla uzlaşmak gerektiğini gördü. 1973’te ulemanın isteklerine dayanamadı ve anayasadan din ve devleti ilişkilendiren maddeleri temizleme kararından vazgeçti. 
Tunus’ta laik rejim, işbirlikçi dini bir rejimin sınırlarını kabul etti. Aslında formül basit: Siyasal İslamcı gruplar, toplumun laik yapısını sınırlandırmak için ulusal rejimle işbirliği yapmak istiyorlardı. Böyle bir girişim belki de ilk kez Suudi Arabistan’da 1920’lerde oldu. Suudi hanedanı daha devlet kurulurken toplum üzerindeki iktidarı dini teşkilatla paylaşmayı kabul etti. 
İçişlerinin neredeyse tamamını din adamlarının ellerine bırakırken, dışişleri ve savunma işlerini saray çevresine bıraktılar. Bu formül Sudan’da uzun süre yürürlükte kaldı. Kuveyt’te ise 1964’ten sonra el-Sabah ailesinin yönetiminde onlarca yıl aşiret demokrasisi kurulmaya çalışıldı. Bu model devletin kaynaklarının vatandaşlara eşit dağıtılması ve halkın siyasete daha fazla katılmasını amaçlıyordu. Fakat başarısız oldu. Bunun sebebi demokratikleşme hareketinin yukarıdan aşağıya dayatma şeklinde gerçekleşmesiydi. 
Cezayir’de ise Berberi Kültür Hareketi, Arap gruplara karşı Berberilerin haklarının korunabilmesi için Batılı tarzda bir devlet kurulmasını talep ediyordu. Bu talep 1980’lerde Cezayir’i iç savaşa götürdü. 
Yukarıda bahsedilen farklı siyasi hareketler, siyasal İslam’ın seçkin politikalarının doğrudan göstergeleri. Birbirlerinden farklı olmakla kalmayıp, çevrelerinde değişen koşullara göre değişmeye devam eden dinamik yapılardır.
İran: İstisna mı? Kural mı?
Ayetullah Humeyni İran’ı yabancı egemenliğinden kurtarmak ve İslam’ın yüceliğini yeniden canlandırmak gibi iki aşamalı bir program önerdi. Bu fikir geniş bir kesime yayılarak sürgündeki din adamının yaklaşmakta olan devrimin ana sözcüsü olmasının yolunu döşedi. Humeyni, şah politikalarının kurbanlarından destek almak için 1978’de İran’a döndü. Zor ekonomik koşullar, şahın pek de popüler olmayan politikalar uygulamak zorunda kalmasına neden oldu. Bu toplumun bazı kesimlerinin sıkıntılarını arttırdı. Sonuç olarak toplumsal protestolar yasak konacak kadar arttı. Protestolara gelen yasak dinlenmedi ve kanlı çatışmalara dönüştü. Çatışmalar birçok şehre yayıldı. Ve devrim gerçekleşti. 
  Humeyni İran’a dönene kadar devletin olağan bütün izleri silindi: Ne hükümet, ne ordu, ne politikalar, ne de vergi toplama hiçbiri kalmadı. Humeyni, Maocu örneği taklit etti ve 1979’da otoritesini kabul ettirmek için Devrim Muhafızlarını kullandı. Devletin parçalanmakta olduğu günlerde kullanılan bu yöntem liderin olası bir muhalefetten kurtulmasını da sağladı. Humeyni, siyasal İslam’ın tek aktörü değildi. O’nun etrafındaki Ayetullahlar grubu, monarşiyle yer değiştirecek olan İslami düzen fikrini ayrıntılarıyla mükemmel bir şekilde kurup uyguladılar. Bu bir yandan ılımlı laik gücü diğer yandan militan solculuğu susturmanın etkin bir yoluydu. İçerideki kavgalar yatışınca devrim liderleri, devrimin büyük projesini yani toplumun İslamlaşmasını ele almak için girişimlere başladılar. 
 

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
ZAMANSIZ, MEKÂNSIZ BİR HATIRA
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR